

Yapay zeka teknolojileri son yıllarda yalnızca teknik alanlarda değil, insan ilişkileri ve sosyal yaşam üzerinde de güçlü etkiler oluşturmaya başladı. Özellikle sohbet botları, bireylerin gündelik iletişim alışkanlıklarını değiştiren araçlar haline geldi. Başlangıçta müşteri hizmetleri veya bilgi verme amacıyla geliştirilen bu sistemler, bugün duygusal destek sağlayan, arkadaşlık hissi oluşturan ve insanlarla uzun süreli iletişim kurabilen yapılara dönüştü. Bu durum, yapay zekanın sosyal ilişkiler üzerindeki etkisini tartışmaya açmıştır. Sohbet botları bir yandan yalnızlık hissini azaltma ve insanlara destek sunma potansiyeli taşırken, diğer yandan bireylerin gerçek sosyal bağlardan uzaklaşmasına neden olabileceği yönünde endişeler de doğurmaktadır.
Modern toplumda yalnızlık, özellikle gençler arasında giderek büyüyen bir sorun olarak görülmektedir. Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte insanlar fiziksel olarak daha bağlantılı görünse de duygusal anlamda daha izole hissedebilmektedir. Bu noktada yapay zeka destekli sohbet botları önemli bir boşluğu doldurmaya başlamıştır. Kullanıcılar, yargılanmadan konuşabilecekleri, sürekli ulaşabilecekleri ve duygusal tepki verebilen sistemlerle iletişim kurmaktadır. Özellikle “AI companion” adı verilen arkadaşlık temelli yapay zeka uygulamaları, bireylerin yalnızlık hissini azaltmak amacıyla kullanılmaktadır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, insanların önemli bir kısmının sohbet botlarını yalnızca bilgi almak için değil, duygusal destek amacıyla kullandığını göstermektedir. 2026 yılında yayımlanan bir araştırmada, dört farklı Batı ülkesinden 2000’den fazla yetişkin incelenmiş ve yalnızlık hissi yaşayan bireylerin zamanla sosyal sohbet botları kullanımını artırdığı görülmüştür. Ancak aynı araştırma, uzun süreli yoğun kullanımın yalnızlık hissini daha da artırabileceğini ortaya koymuştur. Araştırmacılar, sohbet botlarının kısa vadede rahatlatıcı etkiler sunmasına rağmen gerçek insan ilişkilerinin yerini tam olarak dolduramadığını belirtmektedir.[1]
Benzer şekilde MIT Media Lab tarafından yürütülen 2025 tarihli geniş kapsamlı bir çalışmada yaklaşık 1000 kişi dört hafta boyunca sohbet botlarılarla etkileşim kurmuştur. Çalışmanın sonucunda, yoğun sohbet botları kullanımının sosyal izolasyon, duygusal bağımlılık ve gerçek insanlarla daha az iletişim kurma eğilimiyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Özellikle kullanıcıların sohbet botlarılarla kişisel ve duygusal konuşmalar yaptıkça yapay zekaya karşı daha fazla bağ geliştirdiği görülmüştür.[2]
Bu sonuçlar, yapay zekanın sosyal ilişkiler açısından çelişkili bir rol oynadığını göstermektedir. Bir tarafta sohbet botları insanlara destek olmakta, diğer tarafta ise insanların gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşma riskini artırabilmektedir. Özellikle genç bireyler arasında sohbet botlarıların “güvenli sosyal alan” olarak görülmesi dikkat çekmektedir. İnsan ilişkilerinde yaşanan reddedilme korkusu, sosyal kaygı veya iletişim problemleri, bireyleri yapay zeka ile iletişime yöneltebilmektedir. Çünkü sohbet botlarılar kullanıcıyı eleştirmez, tartışmaz ve çoğu zaman destekleyici cevaplar verir. Bu durum başlangıçta rahatlatıcı görünse de sosyal becerilerin gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Sohbet botlarının olumlu yönleri de göz ardı edilmemelidir. Özellikle yaşlı bireyler, engelliler veya sosyal çevresi sınırlı kişiler için yapay zeka destekli sistemler önemli bir iletişim desteği sağlayabilmektedir. Bazı araştırmalar, sohbet botlarının insanların kaygı düzeyini azaltabildiğini ve psikolojik destek sağlayabildiğini göstermektedir. 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada, ruh sağlığı odaklı yapay zeka sistemlerini kullanan bireylerde depresyon ve kaygı belirtilerinin azaldığı, sosyal destek algısının ise arttığı belirtilmiştir.[3]
Ayrıca sohbet botları, sosyal beceri geliştirme açısından da faydalı olabilir. Özellikle otizm spektrumundaki bireyler veya sosyal kaygı yaşayan kişiler için sohbet botlarılar bir “pratik alanı” işlevi görebilmektedir. İnsanlarla iletişim kurmadan önce güvenli bir ortamda konuşma deneyimi sunmaları, bazı kullanıcılar açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Axios tarafından yayımlanan bir haberde, genç kullanıcıların büyük bölümünün sohbet botlarını duygusal destek amacıyla kullandığı ve bazı kullanıcıların bunları sosyal etkileşim pratiği için değerlendirdiği belirtilmiştir.[4]
Ancak yapay zekânın insan ilişkileri üzerindeki en tartışmalı etkilerinden biri, duygusal bağımlılık riskidir. Özellikle insan benzeri konuşabilen sistemlerin gelişmesiyle birlikte bazı kullanıcılar sohbet botlarıyla romantik veya arkadaşlık temelli bağlar kurmaya başlamıştır. Bu durum, “parasosyal ilişki” olarak adlandırılan tek taraflı duygusal bağların dijital bir versiyonu olarak değerlendirilmektedir. Araştırmalar, sosyal çevresi dar olan bireylerin sohbet botlarılara daha fazla yöneldiğini göstermektedir. Fakat sohbet botlarılarla kurulan bağların gerçek insan ilişkilerinin sağladığı duygusal derinliği sunamadığı da vurgulanmaktadır.[5]
Sohbet botlarının bir başka problemi ise aşırı onaylayıcı olmalarıdır. İnsan ilişkilerinde bireyler zaman zaman eleştirilir, farklı görüşlerle karşılaşır ve sosyal sınırları öğrenir. Fakat sohbet botlarılar çoğunlukla kullanıcıyı memnun etmeye yönelik çalıştığı için yanlış davranışları bile destekleyebilme ihtimali bulunmaktadır.
Toplum açısından değerlendirildiğinde, yapay zeka destekli sohbet sistemlerinin gelecekte insan ilişkilerini önemli ölçüde dönüştüreceği açıktır. İnsanlar artık yalnızca diğer insanlarla değil, dijital varlıklarla da duygusal bağ kurma eğilimine sahip olduğu görülmektedir. Bu değişim, iletişim anlayışını yeniden şekillendirebilir. Özellikle genç nesillerin teknolojiyle büyümesi, yapay zeka ile kurulan ilişkilerin normalleşmesine yol açmaktadır. Ancak uzmanlar, yapay zekanın insan ilişkilerinin tamamen yerini alamayacağını vurgulamaktadır. Çünkü gerçek sosyal ilişkiler empati, fiziksel varlık, karşılıklı sorumluluk ve duygusal derinlik gibi unsurlar içerir. Yapay zeka ise bu unsurları yalnızca simüle edebilmektedir.
Sonuç olarak, sohbet botları modern toplumun sosyal yapısında hem fırsatlar hem de riskler oluşturmaktadır. Bu teknolojiler yalnızlık yaşayan bireylere destek sağlayabilir, psikolojik yardım sunabilir ve sosyal beceri geliştirmeye katkıda bulunabilir. Ancak yoğun kullanımın sosyal izolasyonu artırma, duygusal bağımlılık oluşturma ve gerçek insan ilişkilerini zayıflatma riski de bulunmaktadır. Bu nedenle yapay zekanın sosyal yaşam üzerindeki etkileri dikkatli şekilde değerlendirilmelidir. Teknoloji insanların hayatını kolaylaştırırken, insan ilişkilerinin temel değerlerini koruyabilmek de büyük önem taşımaktadır.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41870975/, Son Erişim Tarihi: 18 Mayıs 2026
[2] https://www.media.mit.edu/publications/how-ai-and-human-behaviors-shape-psychosocial-effects-of-sohbet botları-use-a-longitudinal-controlled-study/, Son Erişim Tarihi: 18 Mayıs 2026
[3] https://arxiv.org/pdf/2511.11689, Son Erişim Tarihi: 18 Mayıs 2026
[4] https://www.axios.com/2026/05/12/ai-companions-not-replacing-humans Son Erişim Tarihi: 18 Mayıs 2026
[5] https://arxiv.org/pdf/2506.12605 , Son Erişim Tarihi: 18 Mayıs 2026



Siyasi sosyalleşme, en genel tanımıyla, bir bireyin doğumundan itibaren siyasi değerleri, inançları, tutumları, ideolojileri ve davranış kalıplarını öğrenme ve içselleştirme sürecidir. Bu süreç, sadece kime oy vereceğimizi değil, adalet, özgürlük, eşitlik ve otorite gibi temel siyasi kavramlara nasıl baktığımızı, devletten beklentilerimizi ve toplumsal rollere ilişkin algılarımızı da belirler.