USATAM araştırmacılarının analiz, görüş, hızlı düşünme, röportaj, rapor, kitap ve infografik yayınları.
Toplam 11 yayın



Osmanlı kayıtlarında “Adet-i Ağnam”, “Resm-i Ganem” olarak da geçen Ağnam Vergisi, şer’i vergiler kapsamında koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvan sayısına bağlı olarak tahsil edilmekteydi. Genellikle, hayvanların kuzulama ve doğurma döneminden sonraki nisan ve mayıs aylarında toplanmaktaydı. Duruma ve coğrafi bölgeye göre değişiklik göstermekle birlikte genel olarak iki koyun veya keçi karşılığı bir akçe şeklinde uygulanmaktaydı.

Amerika Birleşik Devletleri'nin siyasi yapısı, başkanlık sistemiyle yönetilen federal bir cumhuriyet olup, siyasal sahne on yıllardır Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler etrafında şekillenmiştir. Bu iki parti arasındaki ideolojik ayrışmalar ve çatışmalar, ülkenin iç ve dış politikalarını derinden etkilemekle birlikte, seçmenlerin siyasal davranışlarını anlamada Sosyal Kimlik Teorisi önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu teori bağlamında, siyasi kimlik ve inanç sistemleri, bireylerin kendi parti içi ve karşıt parti üyelerine yönelik algılarını biçimlendirerek, iç grup sadakati ve dış grup ayrımcılığını tetiklemektedir. Bu dinamik, parti üyelerinin kendi gruplarının ideolojik duruşlarını benimsemesine ve karşıt gruplara karşı olumsuz tutumlar sergilemesine neden olarak, siyasi kutuplaşmayı güçlendirmektedir. Bu perspektif özellikle seçim dönemleri dışında bile kamuoyundaki tartışılan konuların siyasi kutuplaşmayı açıklamakta yetersiz kaldığı durumlarda, siyasi liderlerin fikir ayrılıklarının seçmenler düzeyinde kutuplaşmaya yol açma potansiyelini artırmaktadır. Bu bağlamda, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki ideolojik farklılıklar, sadece parti doktrinleri ile sınırlı kalmayıp, çevresel politikalar gibi spesifik alanlarda dahi belirgin kutuplaşmalara yol açabilmektedir.



1979 İran İslam Devrimi, sadece bir rejim değişikliği değil, Şii teopolitiğinde devrimsel bir paradigma değişimidir. Ayetullah Humeyni, klasik ‘beklemeci’ Şii teorisini yıkarak Velayet-i Fakih doktrinini ortaya koymuştur. Humeyni’ye göre, Masum İmam’ın yokluğunda devletin yönetimi, İslam hukukunda uzman olan adil bir fakihin elinde olmalıdır. Bu, ulemanın sadece dini işlere rehberlik etmesi değil, devletin tüm kademelerinde mutlak otorite sahibi olması demektir.

İklim değişikliği, 21. yüzyılda sadece çevresel bir bozulma değil, küresel güvenlik, ekonomi ve demografiyi temelinden sarsan bir tehdit çarpanı olarak tanımlanmaktadır.

Siyasi sosyalleşme, en genel tanımıyla, bir bireyin doğumundan itibaren siyasi değerleri, inançları, tutumları, ideolojileri ve davranış kalıplarını öğrenme ve içselleştirme sürecidir. Bu süreç, sadece kime oy vereceğimizi değil, adalet, özgürlük, eşitlik ve otorite gibi temel siyasi kavramlara nasıl baktığımızı, devletten beklentilerimizi ve toplumsal rollere ilişkin algılarımızı da belirler.

Görgü tanıklığı delili ile çözülen vakalar adalet sistemi içerisindeki büyük miktarı kaplasa da tanık belleğinin her zaman güvenilir bir başvuru kaynağı olmadığı yaygın olarak bilinmektedir. Dahası, tanık belleğinin doğruluğunun ayırt edilmesi de tahmin edilenden daha zor bir süreçtir; bireyler bu konudaki becerilerini olduğundan fazla olarak değerlendirme eğilimindedir.
