
Bir Liderin Portresi: Beşşar Esad
- BKBeser Kurnaz
Beşşar Esad, yirmi birinci yüzyıl Orta Doğu siyasetinin en tartışmalı liderlerinden biri olarak yalnızca Suriye’nin iç siyasal yapısını değil, bölgesel güvenlik mimarisini ve uluslararası güç dengelerini de önemli ölçüde etkilemiştir. Yaklaşık çeyrek asırlık iktidarı boyunca benimsediği liderlik anlayışı, otoriter rejimlerin işleyişi, kriz dönemlerinde karar alma süreçleri, siyaset psikolojisi ve dış politika analizi bakımından önemli bir inceleme konusu hâline gelmiştir. Özellikle 2011 yılında başlayan halk ayaklanmalarına yönelik tepkiler ve 2024 yılı sonunda rejimin çöküşü, lider psikolojisi ile devletin kurumsal kapasitesi arasındaki ilişkinin incelenmesini önemli kılmaktadır.
Bu çalışma, Beşşar Esad’ın liderlik profilini Davranışsal Karar Alma Analizi ve Operasyonel Kod Analizi[1] çerçevesinde değerlendirmektedir. Davranışsal Karar Alma Matrisi’nde liderler; kurumsal ve hukuki sınırlara yaklaşımları ile karar alma motivasyonları temelinde sınıflandırılmaktadır. Bu çerçevede Esad, ulusal ve uluslararası kısıtlamaları çoğunlukla aşılması gereken engeller olarak gören, kararlarını güvenlik merkezli ideolojik kabuller doğrultusunda şekillendiren ve dış çevreden gelen eleştiri ve yorumlara sınırlı ölçüde açık bir lider profili sergilemektedir. Bu özellikleri nedeniyle Davranışsal Karar Alma Matrisi’nde “Çeyrek 3: Dogmatik/İzole Lider” kategorisi kapsamında değerlendirilmektedir.[2]
Dogmatik/İzole Lider tipi; bilgi akışını filtreleyen, karar alma sürecinde dar bir danışman çevresine dayanan, muhalefeti siyasal bir rakipten ziyade güvenlik tehdidi olarak değerlendiren ve başarısızlıkların sorumluluğunu dış aktörlere yükleme eğilimi gösteren liderleri tanımlamaktadır. Bu lider tipinde kriz dönemlerinde uzlaşma yerine çatışmacı politikaların tercih edilmesi daha olasıdır. Esad’ın özellikle 2011 sonrasında benimsediği yönetim anlayışının bu özelliklerle önemli ölçüde örtüştüğü görülmektedir.
Esad’ın siyasal kişiliğinin şekillenmesinde aile yapısı ve yetiştiği siyasal çevre belirleyici olmuştur. Hafız Esad döneminde kurumsallaşan Baas rejimi, güvenlik bürokrasisi ile askerî kurumları devlet yönetiminin merkezine yerleştirmiş ve siyasal karar alma süreçlerini giderek merkezîleştirmiştir. Bu yapı içerisinde devlet kurumları, vatandaş hak ve özgürlüklerini koruyan yapılardan çok rejimin devamlılığını sağlayan güvenlik mekanizmaları olarak işlev görmüştür.
Beşşar Esad’ın kişisel geçmişi ise klasik asker kökenli Orta Doğu liderlerinden belirli yönleriyle ayrılmaktadır. Şam Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Londra’da göz hastalıkları alanında eğitim almış ve başlangıçta siyasetle doğrudan ilgilenmemiştir. Ancak ağabeyi Basil Esad’ın 1994 yılında yaşamını yitirmesinin ardından ülkeye çağrılmış, askerî ve siyasal açıdan hızlandırılmış bir hazırlık sürecinden geçirilmiş ve 2000 yılında devlet başkanlığı görevini üstlenmiştir.
Siyaset psikolojisi literatüründe dikkat çeken yaklaşımlardan biri, Esad’ın tıp eğitimi ile liderlik tarzı arasında kurulan ilişkidir. Bu bağlamda “Hekim Diktatör” yaklaşımı[3] devleti yaşayan bir organizma, muhalefeti ise ortadan kaldırılması gereken bir hastalık olarak değerlendirmesini ifade etmektedir. Bu zihinsel çerçeve, sert güvenlik politikalarının devletin varlığını korumaya yönelik zorunlu müdahaleler şeklinde meşrulaştırılmasını kolaylaştırmıştır.
Esad’ın psikolojik profilinde doğrulama önyargısı da belirgin biçimde gözlemlenmektedir. Karar alma sürecinde mevcut inançlarını destekleyen bilgileri ön plana çıkarması, buna karşılık farklı değerlendirmeleri dış müdahale veya komplo söylemleri çerçevesinde reddetmesi, devlet mekanizmasının gerçeklikten giderek uzaklaşmasına katkı sağlamıştır. Bu özellikler yalnızca bireysel liderlik davranışlarını açıklamakla sınırlı kalmamış; aynı zamanda Suriye devletinin kurumsal zayıflamasını ve rejimin uzun vadeli kırılganlığını anlamada da önemli unsurlar arasında değerlendirilmiştir.
Beşşar Esad’ın liderlik davranışını açıklamada en işlevsel yaklaşımlardan biri Operasyonel Kod Analizi’dir. Bu yaklaşım, liderlerin uluslararası sistemi nasıl algıladıklarını, siyasal evreni hangi zihinsel çerçeveler üzerinden yorumladıklarını ve dış politika kararlarını hangi inanç sistemi doğrultusunda şekillendirdiklerini açıklamaktadır.[4] Model, liderlerin yalnızca rasyonel hesaplamalar yapan aktörler olmadığını; psikolojik eğilimlerin, tarihsel deneyimlerin ve ideolojik kabullerin karar alma süreçleri üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Bu çerçevede Esad’ın siyasal evren algısı (P-1), büyük ölçüde çatışmacı ve tehdit odaklıdır. Esad yönetimi uluslararası sistemi iş birliğine açık bir alan olarak değil, rejimin varlığını hedef alan dış aktörlerin mücadele sahası olarak değerlendirmiştir. ABD, Avrupa devletleri, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri resmî söylemde Suriye’yi parçalamaya çalışan aktörler şeklinde tanımlanmış; bu yaklaşım uluslararası ilişkileri sıfır toplamlı bir mücadele olarak yorumlayan güvenlik merkezli bir karar alma anlayışını güçlendirmiştir. Bu doğrultuda diplomatik uzlaşma, çoğu zaman stratejik bir fırsattan ziyade rejimin güvenliğini zayıflatabilecek bir risk olarak değerlendirilmiştir.[5]
P-2 değişkeni[6] bakımından değerlendirildiğinde Esad’ın siyasal krizlerin müzakere yoluyla çözülebileceğine ilişkin iyimserlik düzeyi sınırlıdır. 2011 yılında başlayan protestolar ekonomik ya da siyasal reform talepleri olarak görülmemiş, rejimi devirmeye yönelik dış destekli bir girişim şeklinde yorumlanmıştır. Bunun sonucunda güvenlik bürokrasisi siyasal kurumların önüne geçmiş ve kriz yönetimi büyük ölçüde askerî yöntemlere dayandırılmıştır.
Buna karşılık P-4 değişkeni[7], Esad’ın uluslararası güç dengelerinin Rusya ve İran ile geliştirilen stratejik ortaklıklar aracılığıyla kendi lehine değiştirilebileceğine inandığını göstermektedir. Özellikle Rusya’nın 2015 yılında gerçekleştirdiği askerî müdahale ile İran destekli güçlerin sahadaki varlığı, rejimin uzun süre ayakta kalmasında önemli rol oynamıştır. Bununla birlikte bu süreç, Suriye’nin dış müttefiklerine bağımlılığını artırmış ve karar alma mekanizmalarında Moskova ile Tahran’ın etkisini daha görünür hâle getirmiştir.[8]
Operasyonel Kod Analizi’nin araçsal inançlarını ifade eden I-1 değişkeni[9] ise Esad’ın karar alma sürecinin tamamen irrasyonel olmadığını göstermektedir. Rejim zaman zaman uluslararası konferanslara katılmış, ateşkes girişimlerine destek vermiş ve diplomatik müzakerelere açık mesajlar iletmiştir. Bununla birlikte bu diplomatik esneklik, temel stratejik hedeflerde bir değişime işaret etmemektedir. Müzakereler çoğunlukla askerî kapasiteyi yeniden güçlendirmek, uluslararası baskıyı azaltmak ve rejimin meşruiyetini korumak amacıyla kullanılan taktiksel araçlar olarak değerlendirilmiştir.
Operasyonel Kod Analizi’nden elde edilen bulgular, Davranışsal Karar Alma Matrisi ile de önemli ölçüde örtüşmektedir. Esad, ulusal ve uluslararası kısıtlamaları meşru sınırlar olarak kabul etmek yerine aşılması gereken engeller şeklinde değerlendirmiştir. Birleşmiş Milletler kararları, uluslararası insan hakları normları ve diplomatik baskılar karar alma sürecinde belirleyici olmamış; rejimin güvenliği hukuki ve siyasal sınırlamaların önünde tutulmuştur. Aynı zamanda bilgi akışı dar bir güvenlik çevresinin kontrolünde tutulmuş ve farklı görüşlerin karar alma sürecine katılımı önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Bu özellikler doğrultusunda Esad, Davranışsal Karar Alma Matrisi kapsamında Dogmatik/İzole Lider kategorisinde değerlendirilmektedir.
Bu liderlik tarzının önemli sonuçlarından biri doğrulama önyargısıdır. Karar vericilere ulaşan bilgiler büyük ölçüde liderin mevcut kanaatlerini destekleyen raporlardan oluşurken, farklı değerlendirmeler güvenlik tehdidi olarak yorumlanmıştır. Bu durum, protestoların temelinde yer alan ekonomik eşitsizlik, işsizlik, yolsuzluk ve siyasal temsil eksikliği gibi yapısal nedenlerin yeterince analiz edilmesini engellemiştir. Olayların büyük ölçüde dış güçlerin organize ettiği bir rejim değiştirme girişimi olarak değerlendirilmesi ise müzakere ihtimalini zayıflatmış ve çatışmanın uzun süreli bir iç savaşa dönüşmesine katkıda bulunmuştur.
Esad’ın liderlik davranışı toksik liderlik özellikleriyle de önemli ölçüde örtüşmektedir. Gücün kişiselleştirilmesi, kurumsal denetimin zayıflatılması, korku kültürünün yaygınlaştırılması ve sadakatin liyakatin önüne geçirilmesi bu yönetim anlayışının temel unsurları arasında yer almaktadır. Güvenlik kurumlarının güçlendirilmesi, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ve insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası değerlendirmeler de bu yaklaşımı desteklemektedir.[10] Bunun yanında rejimin devamlılığını sağlamak amacıyla pragmatik ittifaklar kurulması ve lider ile devletin özdeşleştirilmesi, Esad’ın liderlik profilinde Makyavelist ve narsisistik eğilimlerin bulunduğuna işaret etmektedir.
Beşşar Esad’ın liderlik tarzının en belirgin biçimde gözlemlendiği dönem, 2011 yılında başlayan Suriye İç Savaşı’dır. Davranışsal Karar Alma Analizi açısından değerlendirildiğinde Esad, toplumsal protestoları siyasal reform gerektiren bir meşruiyet krizi olarak değil, devletin bekasına yönelik dış destekli bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirmiştir. Bu yaklaşım, olayların ideolojik filtreler aracılığıyla yorumlandığını ve alternatif politika seçeneklerinin büyük ölçüde dışlandığını göstermektedir. Bu süreçte müzakere ve reform girişimleri ikinci planda kalmış, güvenlik bürokrasisi ile askerî güç kriz yönetiminin temel araçları hâline gelmiştir.
Davranışsal karar alma literatüründe, kriz dönemlerinde artan tehdit algısının liderlerin bilişsel esnekliğini azalttığı ve karar alma süreçlerini dar bir danışman çevresiyle sınırlandırdığı kabul edilmektedir. Esad yönetiminde de protestoların temelinde bulunan ekonomik eşitsizlik, işsizlik, yolsuzluk ve siyasal temsil eksikliği yeterince analiz edilmemiş; olaylar büyük ölçüde dış destekli bir rejim değiştirme girişimi olarak yorumlanmıştır. Bu doğrulama önyargısı, mevcut inançları destekleyen bilgilerin tercih edilmesine ve farklı değerlendirmelerin güvenlik tehdidi olarak algılanmasına yol açmıştır. Sonuç olarak kriz yönetimi giderek askerîleşmiş ve çatışmanın barışçıl yollarla çözülme olasılığı önemli ölçüde azalmıştır.
Rejimin yürüttüğü yoğun askerî operasyonlar uluslararası toplum tarafından geniş ölçüde eleştirilmiştir. Buna karşın Rusya ve İran’ın sağladığı askerî, ekonomik ve diplomatik destek sayesinde rejim uzun yıllar iktidarını sürdürebilmiştir. Özellikle Rusya’nın 2015 yılında gerçekleştirdiği doğrudan askerî müdahale, rejimin varlığını korumasında belirleyici bir rol oynamıştır.[11]
Davranışsal açıdan değerlendirildiğinde Esad’ın en önemli stratejik tercihlerinden biri devlet ile rejimi özdeşleştirmesidir. Muhalefet siyasal bir aktör olarak değil, devletin varlığına yönelik bir tehdit şeklinde değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım kısa vadede güvenlik aygıtının bütünlüğünü korumuş görünse de uzun vadede kamu kurumlarının zayıflamasına, ekonomik kaynakların tükenmesine, ordunun motivasyon kaybına ve toplumsal meşruiyetin aşınmasına zemin hazırlamıştır. Bunun yanında milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk etmek zorunda kalması, modern dönemin en büyük mülteci krizlerinden birinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Esad’ın kriz yönetiminde kayıptan kaçınma eğilimi de dikkat çekmektedir. İktidarın paylaşılması veya kapsamlı reformların uygulanması yüksek riskli seçenekler olarak değerlendirilmiş; bunun yerine mevcut rejimin korunmasına yönelik yüksek maliyetli askerî stratejiler tercih edilmiştir. Bu durum, psikoloji literatüründe karar vericilerin mevcut kazanımlarını kaybetme ihtimali karşısında daha yüksek risk alma eğilimi gösterebildiklerine ilişkin yaklaşımla uyumludur.
2024 yılı sonunda muhalif grupların başlattığı askerî harekât, rejimin uzun süredir biriken yapısal sorunlarını görünür hâle getirmiştir. Rusya’nın Ukrayna Savaşı nedeniyle askerî kapasitesinin önemli bölümünü farklı cephelere yönlendirmesi ve İran’ın desteğinin sınırlanması, rejimin dış destek kapasitesini azaltmıştır. Bunun sonucunda rejim güçleri kısa sürede geri çekilmiş, muhalif gruplar Şam’a ulaşmış ve Beşşar Esad ülkeyi terk ederek Rusya’ya gitmiştir. Böylece yaklaşık elli dört yıl süren Esad ailesi yönetimi sona ermiştir.
Rejimin çöküşü, lider merkezli yönetim modellerinin kurumsal dayanıklılık üzerindeki etkisini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Devlet kurumlarının giderek kişiselleşmesi, karar alma süreçlerinin dar bir güvenlik çevresinde toplanması ve kurumsal özerkliğin zayıflaması, dış desteğin azalmasıyla birlikte rejimin kısa sürede çözülmesine katkı sağlamıştır. Bu durum, güçlü görünen otoriter rejimlerin kurumsal kapasite yerine liderin kişisel otoritesine dayanması hâlinde beklenenden daha kırılgan olabileceğini ortaya koymaktadır.
Esad sonrası dönemde geçiş yönetimi; devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, güvenlik sektörünün reforme edilmesi ve uluslararası toplumla ilişkilerin normalleştirilmesini temel hedefler arasında göstermiştir. Bununla birlikte güvenlik sektörünün yeniden yapılandırılması, ekonomik toparlanmanın sağlanması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, mültecilerin güvenli geri dönüşü ve toplumsal uzlaşının tesis edilmesi, geçiş sürecinin önündeki temel sorunlar olmaya devam etmektedir.[12]
Sonuç
Bu çalışma, Beşşar Esad’ın liderlik profilini Davranışsal Karar Alma Analizi, Operasyonel Kod Analizi ve siyaset psikolojisi perspektifinden incelemiştir. Bulgular, Esad’ın karar alma süreçlerinin yüksek tehdit algısı, doğrulama önyargısı, güvenlik merkezli ideolojik yaklaşım ve sınırlı bilgi akışı tarafından şekillendiğini ortaya koymaktadır. Davranışsal Karar Alma Matrisi kapsamında Dogmatik/İzole Lider kategorisiyle örtüşen bu liderlik profili, ulusal ve uluslararası kısıtlamaların çoğunlukla aşılması gereken engeller olarak değerlendirilmesi ve muhalefetin varoluşsal bir tehdit şeklinde algılanmasıyla karakterize edilmektedir.
Operasyonel Kod Analizi de bu değerlendirmeyi desteklemektedir. Çatışmacı siyasal evren algısı, diplomatik çözüm yollarına duyulan sınırlı güven ve dış müttefikler aracılığıyla güç dengesinin kendi lehine değiştirilebileceğine yönelik inanç, Esad’ın dış politika anlayışının temel özellikleri arasında yer almaktadır. Kısa vadede rejimin ayakta kalmasına katkı sağlayan bu yaklaşım, uzun vadede kurumsal kapasitenin zayıflamasına, uluslararası izolasyonun derinleşmesine ve rejimin kırılganlığının artmasına zemin hazırlamıştır.
Sonuç olarak Suriye örneği, lider psikolojisinin devlet davranışını ve kriz yönetimini şekillendirmedeki etkisini ortaya koyan önemli bir vaka niteliği taşımaktadır. Aynı zamanda otoriter rejimlerde psikolojik faktörler ile kurumsal zayıflıkların birleşmesinin, uzun vadede siyasal sistemlerin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Bu yönüyle Beşşar Esad örneği, uluslararası ilişkiler, liderlik çalışmaları ve siyaset psikolojisi literatürü açısından önemini koruyan güncel bir inceleme alanı olmaya devam etmektedir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] “Davranışsal Karar Alma Analizi, liderlerin bilişsel süreçlerini ve psikolojik özelliklerini; Operasyonel Kod Analizi ise liderlerin siyasi evrenin doğasına yönelik felsefi inançlarını ve hedeflerine ulaşmada kullandıkları araçsal stratejilerini sistematik olarak inceleyen tamamlayıcı iki dış politika analiz yöntemidir (Özdamar, 2017).”
[2] Özdamar, Ö., & Canbolat, S. (2023). Leaders in the Middle East and North Africa: How Ideology Shapes Foreign Policy. Cambridge University Press.
[3] Skvorc, C., & Drumhiller, N. K. (2022). Physician, Then Political Dictator: Bashar al- Assad, President of the Syrian Arab Republic.
[4] Hermann, M. G., & Hagan, J. D. (1998). International Decision Making: Leadership Matters. Foreign Policy, No. 110.
[5] Canbolat, S. (2025). Have Middle Eastern Leaders Learned from the Arab Uprisings? An Arabic Operational Code Approach.
[6] P-2 (Temel siyasi hedeflere ulaşma beklentisi): Operasyonel Kod Analizi çerçevesinde liderin, kendi siyasi hedeflerine ulaşma kapasitesine dair beslediği iyimserlik veya kötümserlik düzeyini ifade eden araçsal inanç metriğidir (Özdamar, 2017).
[7] P-4 (Tarihsel gelişim ve olaylar üzerindeki kontrol inancı): Operasyonel Kod Analizi çerçevesinde liderin, çevresel faktörleri ne ölçüde şekillendirebileceğine ve tarihsel gidişata ne kadar yön verebileceğine dair sahip olduğu inanç düzeyini ifade eden metriktir (Özdamar, 2017).
[8] Brookings Institution. (2024). The Assad Regime Falls. What Happens Now?
[9] I-1 (Araçsal Strateji Tercihi): Operasyonel Kod Analizi çerçevesinde liderin, siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla benimsediği temel yöntemleri ve izlediği stratejik yolu (çatışmacı, uzlaşmacı veya stratejik esneklik) ifade eden araçsal inanç metriğidir (Özdamar, 2017).
[10] UK Home Office. (2026). Country Policy and Information Note: Criticism of the Government, Syria.
[11] Brookings Institution. (2024). The Assad Regime Falls. What Happens Now?
[12] Security Council Report. (2026). Syria: May 2026



