USATAM araştırmacılarının analiz, görüş, hızlı düşünme, röportaj, rapor, kitap ve infografik yayınları.
Toplam 51 yayın

Trump'ın dış politika performansına ilişkin akademik tartışmalarda sıkça gündeme gelen bir diğer konu da "kriz üretip çözüm sunma" yöntemidir. Bu yaklaşıma göre Trump, önce sert söylemler ve baskı araçlarıyla bir kriz atmosferi oluşturmakta, ardından bu krizi çözen lider olarak öne çıkmayı hedeflemektedir. Önce maksimum baskı politikasıyla tırmandırılan gerilim, daha sonra diplomatik başarı anlatısına dönüştürülmeye çalışılmaktadır.



1993 yılında New York Times'da yayınlanan ünlü karikatür, "On the Internet, Nobody Knows You’re a Dog'' (İnternette kimse senin bir köpek olduğunu bilmez); dijital sosyalleşmenin ilk günlerinde bu cümle, gerçek kimliğimizi saklayıp olmak istediğimiz kişiyi yaratabilme özgürlüğümüzü simgeliyordu.

Bu çalışma, XXI. yüzyılın ilk çeyreğinde Orta Doğu coğrafyasında tecessüm eden İran–İsrail–ABD eksenindeki çok katmanlı askeri ve diplomatik krizleri, tarihsel süreklilik ve modern jeopolitik teoriler muvacehesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. 2026 yılının ilk yarısında topyekûn bir bölgesel çatışmaya tahvil olan bu gerilim, ana akım uluslararası ilişkiler söylemlerinde ekseriyetle "İsrail'in varoluşsal güvenliği" parantezine sıkıştırılmaktadır. Ancak tarihsel materyalist ve jeostratejik veriler, meselenin mikro bir güvenlik krizinden ziyade, Avrasya anakarasındaki küresel güç alanlarının yeniden taksimi ve hegemonya mücadelesiyle doğrudan ilintili olduğunu göstermektedir. Makalede, Halford Mackinder ve Nicholas Spykman’ın klasik jeopolitik teorileri referans alınarak; Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, enerji koridorlarının güvenliği, transatlantik ittifakın tarihsel rolü ve güvenlik stratejisti İsmail Cingöz’ün Avrasya eksenli yaklaşımları analitik bir süzgeçten geçirilmektedir.

Tarihin hiçbir döneminde ne İstanbul ne de Kıbrıs Yunan egemenliğinde olmamıştır. Osmanlı İmparatorluğu Doğu Roma İmparatorluğu’na son vermiş ve çağ kapatıp yeni bir çağ açmıştır. Tarihte de Bizans diye bir devlet yoktur. En fazla hayal dünyasında yaşayan kırıntıları vardır.


Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) İran'a yönelik baskı politikaları, yalnızca İran'ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik endişeleri bağlamında değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun jeopolitik manzarasını yeniden yapılandırmayı amaçlayan daha geniş çabaların bir parçası olarak da değerlendirilmelidir. İsrail merkezli ve büyük ölçüde Donald Trump başkanlığı döneminde şekillenen "İbrahim Anlaşmaları" olarak bilinen normalleşme süreci, İran'ı çevrelemeyi ve bölgesel ittifakları yeniden tanımlamayı amaçlayan daha geniş bir jeopolitik stratejinin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Bu bağlamda, ABD yönetiminin İran ile olası bir anlaşmayı, Türkiye de dahil olmak üzere bazı bölgesel aktörlerin İbrahim Anlaşmalarına benzeyen bir güvenlik ve normalleşme çerçevesine yaklaşma istekliliğiyle ilişkilendirdiğine dair son göstergeler, yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturma girişimlerinin devam ettiğini göstermektedir.


Thucydides: "Savaşı kaçınılmaz kılan, Atina'nın yükselişi ve bu durumun Sparta'da yarattığı korkuydu."

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’ın nükleer programına yönelik baskı politikaları yalnızca Ortadoğu’daki güvenlik mimarisini değil, aynı zamanda Amerikan iç siyasetini, ekonomik sürdürülebilirliğini ve federal yapının dayanıklılığını da doğrudan etkilemektedir. Özellikle Donald Trump yönetiminin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının denetim altına alınmasına ilişkin talepleri ve İran’a yönelik askeri baskı politikaları, ABD içerisinde savaş yetkileri, ekonomik maliyetler, federal merkez–eyalet ilişkileri ve toplumsal kutuplaşma tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır.

Putin: ‘Bir gün ayrı olmak, üç sonbahar geçmiş gibi hissettiriyor.’