
Mekke Paktı: Orta Doğu’da Yeni Bir Güvenlik Mimarisi mi?
- YBYusuf Taha Bitkin
Haber Analiz
'Geçtiğimiz günlerde, 7 Ağustos 2026 Pazartesi günü Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında tarihi bir pakt kuruldu. Bu antlaşmayı, taraf üç ülke savunma alanında Orta Doğu’da sürmekte olan krizler yaşanırken imzalandı[1]. Üç taraf ülke de için de önemli bir adım olsa da bölgede artan krizlerin ortasında bazı ülkeler için tehdit, bazı ülkeler için ise önemli bir adım olarak görüldü. Özellikle Türkiye, dış politikada müttefiklerini çeşitlendirirken ve bölgedeki nüfuzunu artırırken İsrail medyasında ise antlaşma için bölgedeki stratejik ağırlık için önemini vurguladı.[2]'
Mekke Paktı’na Giden Yol
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yapılan bu antlaşma birden oluşmadı. Pakta giden süreç aslında 2010’da Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yaşanan siyasi gerginliğin 2022-2023 yıllarında belirgin bir biçimde düzelmesine kadar uzanıyor. Bu düzelmenin en somut göstergelerinden biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Temmuz 2023’te Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesiydi. 18 Temmuz 2023'te Türkiye ve Suudi Arabistan; savunma, savunma sanayii, enerji, iletişim ve yatırım alanlarında bir dizi anlaşma imzaladı. Savunma alanında iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında bir ‘Implementation Plan on Cooperation’ yani İşbirliğine İlişkin Uygulama Planı imzalandı.[3] Paktın Türkiye-Suudi Arabistan ayağının altyapısı burada güçlenmeye başladı.
Diğer tarafta ise Türkiye-Pakistan ilişkiler zaten çok güçlü. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiler Pakistan'ın 1947'de kuruluşundan bu yana yakın bir seyir izlemiş; özellikle son yıllarda savunma ve savunma sanayii alanındaki işbirliği önemli ölçüde kurumsallaşmış ve genişlemiştir.[4] Söz konusu iki ülke arasındaki mekanizma, 2009’da kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ve daha sonra da bu konseyin Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ne yükseltildi ve 2025’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pakistan’ı ziyareti sırasında 7. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi düzenlendi[5]. Tüm bunlara bakıldığında bu üç ülkenin bir araya gelmesi aniden gelişen bir durum olmayıp, kurumsal iş birliğinin arka planı önemi bir sürece dayanmaktadır.
Pakta giden en önemli adımlardan biri de 17 Eylül 2025’te, Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şehbaz Şerif, Veliaht Prens ve Başbakan Majesteleri Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz Al Saud'un daveti üzerine Suudi Arabistan’a ziyaret etmesiyle atıldı[6]. Bu ziyaret sırasında ise iki ülkenin yıllardır süren tarihi ortaklığa, İslam dayanışma bağlarına, ortak stratejik çıkarlara ve iki ülke arasındaki yakın savunma işbirliğine dayanarak bir savunma antlaşması imzaladılar. Bu anlaşma da tıpkı Mekke Paktı gibi herhangi bir saldırıya karşı caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefliyordu.
2026’ya gelindiğinde de Pakta giden önemli bir adım daha atıldı ancak bu sefer masada Mısır da vardı. 21 Haziran 2026'da Kahire'de gerçekleştirilen Bölgesel Dörtlü (R4)’nün dördüncü dışişleri bakanları istişare toplantısında dört ülke bölgesel ve uluslararası gelişmeleri değerlendirdi ve barış, güvenlik, istikrar ve refah konusunda koordinasyonu sürdürme konusunda mutabık kaldı[7]. Söz konusu diplomatik gelişme, Pakt’ın tesis edilme sürecine ivme kazandıran ve stratejik zemini pekiştiren kritik bir aşama teşkil etmiştir. Mekke Paktı’nın imzalanmasının ardından da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakt’ın yalnızca üç ülke ile sınırlı kalmayacağını, anlaşmanın bölgedeki diğer ülkelere de açık olduğunu belirtmişti.[8] Söz konusu diplomatik sürecin nihai bir sonucu olarak; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yürütülen müzakereler, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke Paktı’nın imzalanmasıyla resmiyet kazanmıştır.
Ne Anlama Geliyor?
Mekke Paktı’nın en önemli maddesi hiç şüphesiz NATO’nun 5. Maddesi’ni hatırlatan taraflardan herhangi birine yapılan silahlı saldırı, üç ülkenin hepsine bir saldırı sayılır maddesi. Her ne kadar şu anda anlaşmanın tam metni yayımlanmamış olsa da bu madde bazı soruları beraberinde getiriyor. Pakt’ın taraflarından biri olan Pakistan’ın, Hindistan ile yıllardır süren bir Keşmir meselesi mevcut ve yakın zamanda bu mesele tekrardan sınır çatışmalarına kadar yükselmişti. Peki tekrardan çıkacak bir çatışmada ya da savaşda bu Türk ordusunun Pakistan’a gönderileceği anlamına mı geliyor? Ya da halihazırda Yemen’deki Husiler tarafından saldırılara uğrayan Suudi Arabitan’a da mı destek gönderilecek? Pakt’da her ne kadar kollektif bir savunma mekanizması olsa da böyle bir kararın alınması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca Meclis’in onayı gerekli. Bununla birlikte, metindeki kolektif savunma taahhüdünün birincil işlevi, doğrudan fiili bir askeri müdahale başlatmaktan ziyade bölgesel aktörlere karşı stratejik bir caydırıcılık üretmektir. Olası bir mütecaviz güce karşı ittifak üyelerinin ortak bir askeri ve siyasi irade sergileyeceğini ilan etmesi, kriz tırmanmalarını önleyici bir kalkan işlevi görmektedir. Dolayısıyla Pakt; operasyonel ve hukuki zorluklarına rağmen, üye ülkelerin savunma kapasitelerini tek bir vizyonda birleştirerek bölgede dirençli ve güçlü bir güvenlik mimarisinin inşasını hedeflemektedir.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu paktın, herhangi bir ülkeye karşı imzalanmadığını, yalnızca savunma amaçlı olduğunu belirtti.[9] Bu noktada Türkiye açısından bu paktın önemi çok büyük. Taraf ülkelere bakılacak olursa Pakistan, Müslüman ülkeler arasında tek nükleer güç, Suudi Arabistan ise zengin bir petrol ülkesi ve son olarak da Türkiye’ye bakılacak olursa son zamanlarda savunma sanayide yaptığı atılımlar, profesyonel ve modern bir ordunun olmasıyla bu paktı tamamlıyorlar. Bu üç faktör birleştiğinde, pakt caydırıcılığını artıyor.
Öte yandan söz konusu Pakt, Doğu Akdeniz ve Güney Asya ekseninde şekillenen Yunanistan-Kıbrıs-Hindistan üçlü iş birliğine karşı geliştirilen stratejik bir dengeleme hamlesi olarak değerlendirilebilir. Nitekim Mayıs 2026’da Hindistan, Kıbrıs ile olan münasebetlerini "Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseltmiştir. Bu süreçte Kıbrıs’ın Hindistan’dan savunma teçhizatı tedarik etmesi öngörülürken; iki ülkenin savunma sanayii aktörlerinin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in gerçekleştirdiği zirvede ilan edilen "2026-2031 İş Birliği Yol Haritası" doğrultusunda ortaklık fırsatlarını derinleştirmesi kararlaştırılmıştır. [10] Bu jeopolitik denklem çerçevesinde Hindistan, Kıbrıs üzerinden Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini etkileyen aktörlerden biri konumuna yükselmiştir. Türkiye ise Mekke Paktı bünyesinde Pakistan ile kurduğu stratejik iş birliği vasıtasıyla, bölgesel denklemde mütekabil bir nüfuz alanı ve dengeleyici bir faktör olarak varlığını pekiştirmektedir.
Sonuç
7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Paktı, taraf ülkelerin bölgesel caydırıcılık kapasitelerini artırırken, genişlemeye açık yapısıyla çok taraflı yeni bir ittifak modelinin temelini atmaktadır. Anlaşma detaylarının tam olarak kamuoyuyla paylaşılmaması, Pakt’a "stratejik muğlaklık" kazandırarak caydırıcılık unsurunu pekiştirici bir işlev görmektedir. Bununla birlikte Pakt, üye ülkelerin farklı askeri ve diplomatik yeteneklerini entegre ederek çok katmanlı bir savunma mekanizması oluşturmaktadır. Resmi söylemde Pakt’ın üçüncü bir ülkeyi hedef almadığı vurgulansa da ilerleyen süreçte kolektif savunma maddesinin fiilen yürürlüğe girmesi, bölgesel güç dengelerinde ve ittifakın jeopolitik konumlanışında belirleyici bir dönüşümü beraberinde getirebilir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Ortak Anlaşması İmzaladı, Anadolu Ajansı https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-ortak-savunma-anlasmasi-imzaladi son erişim tarihi 7 Ağustos 2026
[2] Saudi Arabia, Turkey and Pakistan sign joint defense deal in shadow of Iran war, The Times of Israel, https://www.timesofisrael.com/saudi-arabia-turkey-and-pakistan-sign-joint-defense-deal-in-shadow-of-iran-war/, son erişim tarihi 7 Ağustos 2026
[3] 7. Pakistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Ortak Bildirisi
[4] Pakistan Dışişleri Bakanlığı, 7. HLSCC Ortak Bildirisi
[5] T.C. Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/turkiye-pakistan-relations
[6] Pakistan Başbakanı'nın Suudi Arabistan ziyareti ve Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması, Saudi Press Agency, https://www.spa.gov.sa/, son erişim tarihi 17 Eylül 2025
[7] T.C. Dışişleri Bakanlığı, R4'ün 21 Haziran 2026 tarihli Ortak Bildirisi, https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-r4-following-the-fourth-consultative-meeting-of-the-foreign-ministers-21-june-2026
[8] Dışişleri Bakanı Fidan: (Mekke Anlaşması) Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/disisleri-bakani-fidan-mekke-anlasmasi-bize-saldirmayan-hicbir-ulke-hedefimizde-degil/4021924, son erişim tarihi 8 Ağustos 2026
[9] "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" uluslararası basında geniş yer buldu, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-uluslararasi-basinda-genis-yer-buldu/4021540, son erişim tarihi 7 Ağustos 2026
[10] India, Cyprus draw up roadmap as Nicosia eyes military purchases, The Economic Times, https://economictimes.indiatimes.com/news/defence/india-cyprus-draw-up-roadmap-as-nicosia-eyes-military-purchases/articleshow,



