
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Veto Sistemi: Krizlere Müdahale Kapasitesi ve Sınırları
- OBOrhan Berberoğlu
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında Birleşmiş Milletler sisteminin en önemli karar alma organıdır. BM Şartı’nın 24. maddesi Konsey’e uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusunda birincil sorumluluk verirken, 25. madde üye devletlerin Konsey kararlarını kabul edip uygulamasını öngörmektedir. Bu nedenle BMGK’nın aldığı kararlar, yalnızca diplomatik bir açıklama niteliğinde olmayıp kolektif güvenlik sisteminin işleyişi açısından hukuki ve siyasi sonuçlar doğurabilmektedir.[1]
Bununla birlikte Konsey’in 15 üyeli yapısında beş daimi üyeye tanınan veto yetkisi, karar alma sürecinin en belirleyici unsurlarından biridir. Çin, Fransa, Rusya Federasyonu, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri daimi üyedir. Esas konulardaki kararların kabulü için dokuz olumlu oy ve daimi üyelerin onayı gerekir. Daimi üyelerden birinin olumsuz oy kullanması tasarının kabulünü engelleyebilir. [2] Bu çalışma, veto sisteminin krizlere müdahale kapasitesini nasıl şekillendirdiğini; veto yetkisi, büyük güç rekabeti, uluslararası hukuk, kolektif güvenlik ve BM’nin meşruiyeti arasındaki ilişkiler üzerinden incelemektedir.
Veto Yetkisinin Kurumsal Mantığı
Veto sistemi, BM’nin kuruluşunda büyük güçlerin uluslararası güvenlik düzenine katılımını güvence altına alan kurumsal bir uzlaşmanın parçası olarak ortaya çıkmıştır. BM Şartı’nın 27. maddesine göre usule ilişkin konularda dokuz oy yeterliyken diğer konularda dokuz oyla birlikte daimi üyelerin olumlu oylarının bulunması gerekir. Daimi bir üyenin çekimser kalması, gerekli dokuz olumlu oy bulunduğu takdirde kararın kabul edilmesine engel değildir; veto ise doğrudan bloke edici sonuç doğurur.[3]
Bu yapı, kolektif güvenliğin yalnızca çoğunluk iradesiyle değil, büyük güçlerin asgari düzeyde uzlaşmasıyla yürütülmesini amaçlar. Dolayısıyla veto bir yandan Konsey’in kararlarının büyük güçler tarafından tamamen reddedilmesini önleyebilecek bir güvenlik mekanizması olarak işlev görürken, diğer yandan büyük güçlerin çıkarlarının çatıştığı krizlerde ortak karar alınmasını zorlaştırabilmektedir. Bu ikili özellik, veto sisteminin temel çelişkisini oluşturmaktadır: sistem büyük güçleri Konsey içinde tutarken aynı zamanda onların anlaşmazlıklarının Konsey’in eylem kapasitesini sınırlamasına izin vermektedir.
Veto, Büyük Güç Rekabeti ve Krizlere Müdahale
Veto sisteminin krizlere müdahale üzerindeki etkisi, özellikle daimi üyelerden birinin doğrudan taraf olduğu veya güçlü biçimde desteklediği çatışmalarda daha görünür hale gelmektedir. Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze’deki çatışmalar, farklı daimi üyelerin güvenlik ve dış politika önceliklerinin Konsey kararlarını nasıl etkileyebildiğini gösteren güncel örneklerdir. BM’nin veto kayıtlarına göre 2024 yılında yedi tasarı veto nedeniyle kabul edilmemiş ve toplam sekiz veto kullanılmıştır; bunların dördü Rusya, üçü ABD ve biri Çin tarafından kullanılmıştır. 2025 yılında ise dört veto kaydedilmiş; bunların ikisi ABD’nin Gazze konulu tasarılarına, ikisi Rusya’nın Ukrayna savaşıyla ilgili bir tasarıya ilişkin olmuştur.[4]
Gazze örneğinde veto mekanizmasının doğrudan etkisi daha açık biçimde görülmektedir. 20 Kasım 2024’te Konsey’in seçilmiş on üyesi tarafından sunulan ve acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes çağrısı yapan tasarı 14 olumlu oya rağmen ABD’nin olumsuz oyuyla kabul edilmemiştir.[5] 4 Haziran 2025’te ise Gazze’de kalıcı ateşkes çağrısı yapan başka bir tasarı, yine diğer 14 üyenin olumlu oyuna karşın ABD vetosu nedeniyle kabul edilmemiştir.[6] 18 Eylül 2025’teki oylamada da Gazze’de ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardım girişinin önündeki kısıtlamaların kaldırılmasını isteyen tasarı ABD tarafından veto edilmiş ve 14 üyenin olumlu oyuna rağmen kabul edilememiştir.[7] Bu örnekler, dokuz oy barajının tek başına yeterli olmadığını; bir daimi üyenin karşı çıkışının Konsey’in bağlayıcı karar üretme kapasitesini doğrudan sınırlayabildiğini göstermektedir.
Ancak veto yalnızca Konsey’i etkisizleştiren bir araç olarak değerlendirilmemelidir. Daimi üyeler arasındaki uzlaşma sağlandığında veto tehdidinin bulunması, tasarıların daha geniş bir diplomatik uzlaşıyla hazırlanmasına ve büyük güçlerin kabul edebileceği ortak bir metin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle veto sisteminin etkisi, yalnızca kullanılan vetoların sayısıyla değil, veto ihtimalinin müzakere sürecini önceden nasıl biçimlendirdiğiyle de ilgilidir. Başka bir ifadeyle veto, hem açık bir bloke etme mekanizması hem de karar metinlerinin oluşumunu etkileyen örtük bir pazarlık unsurudur.
Uluslararası Hukuk ve Kolektif Güvenlik Açısından Sınırlar
Güvenlik Konseyi’nin temel işlevi ile veto mekanizması arasındaki gerilim uluslararası hukuk bakımından da önem taşımaktadır. BM Şartı, Konsey’e barış ve güvenliğin korunmasında birincil sorumluluk verirken üye devletlerin kararları uygulamasını öngörür. [8] Ancak Konsey’in bir tasarı üzerinde anlaşamaması, kolektif güvenlik mekanizmasının ortak karar aşamasında tıkanmasına yol açabilir. Bu durumda uluslararası hukuk kurallarının varlığı ile bu kuralların uygulanmasını sağlayacak siyasi karar mekanizmasının çalışması arasında bir boşluk ortaya çıkabilir.
Bu noktada veto sisteminin sınırı, uluslararası hukukun kendisinden ziyade hukukun uygulanması için gerekli kurumsal uzlaşının oluşamamasında görülmektedir. Örneğin 2024’te Gazze konusunda veto edilen tasarılardan biri, tarafların uluslararası insancıl hukuk ve uygulanabilir insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerine uyulmasını vurguluyordu.[9] Buna rağmen Konsey’in karar alamaması, hukuki yükümlülüklerin siyasi karar alma mekanizması üzerinden ortak bir yaptırım veya yönlendirme çerçevesine dönüştürülmesini engelleyebilmektedir. Dolayısıyla veto, uluslararası hukuk normlarını ortadan kaldırmaz; fakat bu normların kolektif güvenlik mekanizması aracılığıyla uygulanabilirliğini sınırlandırabilir.
BM’nin Meşruiyeti ve Temsil Sorunu
Veto sisteminin bir diğer boyutu BM’nin meşruiyetidir. Bir taraftan daimi üyelerin özel konumu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası güç dağılımını kurumsal yapıya yansıtan bir düzenlemedir. Diğer taraftan günümüz uluslararası sisteminin ekonomik, demografik ve siyasi ağırlıklarının 1945’teki dağılımdan farklılaşması, veto yetkisinin temsil adaleti bakımından tartışılmasına neden olmaktadır. Konsey’in 15 üyesinden yalnızca beşinin veto yetkisine sahip olması, özellikle daimi üyelerin farklılaştığı krizlerde diğer devletlerin karar sürecindeki etkisini sınırlayabilmektedir. [10]
Meşruiyet açısından temel sorun, Konsey’in karar alamadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir tasarının 14 üyenin desteğini almasına rağmen tek bir daimi üyenin vetosuyla reddedilmesi, kararın siyasi temsil kapasitesi ile kurumsal sonuç arasındaki farkı görünür hale getirebilir. 2025’te Gazze tasarısının 14 olumlu oya rağmen veto edilmesi bunun somut örneklerinden biridir.⁶ Bununla birlikte meşruiyet tartışması yalnızca veto nedeniyle karar alınamamasına indirgenemez; BM’nin uluslararası barış ve güvenlik konusunda ortak bir platform sunması, kriz taraflarını aynı diplomatik zeminde buluşturması ve kararların müzakere edilmesini sağlaması da Konsey’in kurumsal işlevinin parçalarıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Güvenlik Konseyi’nin veto sistemi, uluslararası krizlere müdahale kapasitesini iki yönlü biçimde şekillendirmektedir. Sistem, büyük güçlerin kolektif güvenlik düzeninin dışında hareket etmek yerine Konsey içinde müzakere etmesini sağlayan bir kurumsal güvence sunmaktadır. Buna karşılık büyük güçler arasındaki çıkar çatışmalarının yoğunlaştığı krizlerde veto, ortak karar alınmasını engelleyerek Konsey’in hızlı ve bağlayıcı müdahale kapasitesini sınırlandırabilmektedir. 2024’te sekiz veto ve 2025’te dört veto kullanılması, bu gerilimin güncel dönemde de devam ettiğini göstermektedir. [11]
Bu nedenle veto sisteminin temel sınırı, uluslararası krizlerin hukuki ve insani boyutları ile büyük güçlerin siyasi öncelikleri arasındaki uyuşmazlıkta ortaya çıkmaktadır. Veto kullanılan durumlarda sorun yalnızca bir kararın reddedilmesi değildir; kolektif güvenlik mekanizmasının ortak eyleme geçme aşamasının kesintiye uğramasıdır. Bununla birlikte veto sisteminin kaldırılması veya değiştirilmesi, BM Şartı’nın kurumsal yapısı ve büyük güçlerin güvenlik mimarisindeki konumu nedeniyle basit bir idari değişiklik değildir. Mevcut yapı içinde daha şeffaf müzakere, veto kullanımının siyasi maliyetinin artırılması ve krizlerde ortak zeminin genişletilmesi yönündeki tartışmalar, Konsey’in meşruiyeti ile etkinliği arasındaki dengenin nasıl kurulabileceği sorusunu gündemde tutmaktadır.
Sonuç olarak araştırma sorusuna verilebilecek temel yanıt şudur: Veto sistemi, Güvenlik Konseyi’nin krizlere müdahale kapasitesini doğrudan karar alma aşamasında şekillendirirken, aynı zamanda büyük güç rekabetini Konsey’in kurumsal işleyişinin içine taşımaktadır. Bu mekanizma büyük güç uzlaşmasını mümkün kıldığında kolektif güvenliği destekleyebilir; uzlaşmanın bulunmadığı durumlarda ise Konsey’in ortak ve bağlayıcı eylem kapasitesini sınırlar. Dolayısıyla BMGK’nın krizlerdeki etkinliği, yalnızca sahip olduğu yetkilerin genişliğiyle değil, bu yetkileri kullanabilmek için daimi üyeler arasında oluşan siyasi uzlaşının düzeyiyle de bağlantılıdır.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynakça:
[1] Functions and Powers of the Security Council, United Nations Security Council, https://main.un.org/securitycouncil/en/content/repertoire/functions-and-powers , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[2] Voting System / The Right to Veto, United Nations Security Council, https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[3] Voting System / The Right to Veto, United Nations Security Council, https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[4] Security Council Veto List, Dag Hammarskjöld Library, United Nations, https://www.un.org/depts/dhl/resguide/scact_veto_table_en.htm , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[5] Security Council Fails to Adopt Resolution Demanding Immediate Ceasefire in Gaza, as United States Casts Negative Vote, United Nations Meetings Coverage and Press Releases, 20 Kasım 2024, https://press.un.org/en/2024/sc15907.doc.htm , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[6] Security Council Fails to Adopt Resolution Calling for Permanent Ceasefire in Gaza, Owing to Veto by United States, United Nations Meetings Coverage and Press Releases, 4 Haziran 2025, https://press.un.org/en/2025/sc16708.doc.htm , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[7] Security Council Fails to Adopt Resolution on Gaza Ceasefire, United Nations, 18 Eylül 2025, https://www.un.org/unispal/document/security-council-press-release-18sep25/ , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[8] Functions and Powers of the Security Council, United Nations Security Council, https://main.un.org/securitycouncil/en/content/repertoire/functions-and-powers , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[9] Ceasefire in Gaza – Security Council draft resolution (S/2024/835) – vetoed, United Nations, 20 Kasım 2024, https://www.un.org/unispal/document/ceasefire-in-gaza-vetoed-resolution-20nov24/ , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[10] Voting System / The Right to Veto, United Nations Security Council, https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026
[11] Security Council Veto List, Dag Hammarskjöld Library, United Nations, https://www.un.org/depts/dhl/resguide/scact_veto_table_en.htm , Son Erişim Tarihi: 28.09.2026



