
Vaadedilmiş Topraklar Paranoyası: Bashan Öncüleri
- YKYağmur KaracengelAraştırmacı
1. Güney Suriye’de Yeni Bir Yerleşimci Hareket
Orta Doğu’da devlet dışı aktörlerin güvenlik politikaları üzerindeki etkisi son yıllarda giderek artmaktadır. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasının derinleşmesi, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi, ideolojik temelli yeni hareketlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu hareketlerden biri olan Bashan Öncüleri, İsrail’de faaliyet gösteren aşırı sağcı ve dini-milliyetçi bir yerleşimci gruptur.[1] Bu grup, yalnızca Suriye’nin güneyinde Yahudi yerleşimleri kurmayı hedeflemesiyle değil, aynı zamanda tarihsel ve dini söylemleri günümüz güvenlik sorunlarıyla birleştirmesi nedeniyle dikkat çekmektedir. Sayısal olarak küçük bir hareket olmasına rağmen ortaya koyduğu hedefler, İsrail-Suriye ilişkileri, uluslararası hukuk ve bölgesel güvenlik açısından önemli tartışmalara yol açmaktadır.
Bashan Öncüleri, 2025 yılı içerisinde kamuoyunda görünür hale gelen yerleşimci hareketlerden biridir. Hareketin medyada görünür hale gelişi, Aralık 2024'te Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından İsrail’in Suriye’nin güneyindeki tampon bölgede askeri varlığını genişletmesiyle bağdaşmaktadır. Güvenlik açığının oluşmasıyla bu grup, İsrail’in yalnızca askeri kontrolle yetinmemesi gerektiğini, kontrol altındaki alanların zamanla Yahudi yerleşimleriyle desteklenmesini savunmaya başlamıştır. Hareketin öne çıkan isimlerinden Amos Azaria ve beraberindeki aktivistler, bunu hem tarihsel bir hak hem de İsrail’in uzun vadeli güvenliği için gerekli bir adım olarak görmektedirler.[2]
2. Hareketin İdeolojik Temelleri
Hareketin temel ideolojisi dini Siyonizm ile revizyonist milliyetçiliğin birleşiminden oluşmaktadır. Bashan Öncüleri, Tevrat’ta anlatılan Başan Krallığı’nın İsrailoğulları tarafından fethedilmesini tarihsel bir hak olarak yorumlamaktadır.[3] Onlara göre günümüzde Güney Suriye’de bulunan bazı bölgeler, Yahudi tarihinin devamıdır. Bu nedenle bölgenin yalnızca askeri olarak kontrol edilmesi değil, aynı zamanda sivil Yahudi nüfusuyla kalıcı hale getirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Hareket, güvenlik ve tarih söylemlerini birlikte kullanarak bölgesel sınırların yeniden şekillendirilmesini istemektedir.
Bu noktada hareketin en önemli motivasyonlarından biri “Vaadedilmiş Topraklar” söylemidir. Yahudi dini geleneğinde bu kavram, Tanrı'nın Hz. İbrahim ve soyuna vaat ettiği toprakları ifade etmektedir. Ancak günümüzde bu kavram hem dini hem de siyasi açıdan farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bashan Öncüleri gibi dini-milliyetçi çevreler, Güney Suriye’nin bazı bölgelerini bu tarihsel coğrafyanın devamı olarak görmektedir. Bu yorum doğrultusunda Kuneytra, Dera ve Süveyda çevresinde Yahudi yerleşimlerinin kurulması gerektiğini savunmaktadırlar.[4] Buna karşın bu yaklaşım uluslararası hukuk tarafından tanınan bir egemenlik iddiası niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla Vaadedilmiş Topraklar söylemi, Bashan Öncüleri açısından yalnızca dini bir inanç değil, aynı zamanda siyasi hedeflerini meşrulaştırmaya çalışan ideolojik bir araç işlevi görmektedir.
3. Hareketin Stratejik Hedefleri ve Faaliyetleri
Bashan Öncüleri’in hedefleri incelendiğinde yalnızca sembolik açıklamalar ile yetinmedikleri görülmektedir. Grubun temel amacı, Suriye’nin güneyinde küçük yerleşim noktaları oluşturarak bunları zaman içinde kalıcı yerleşimlere dönüştürmektir. Bu strateji, geçmişte Batı Şeria’da uygulanan yerleşim modeline benzemektedir. Hareket üyeleri özellikle Kuneytra, Dera, Süveyda ve Hermon Dağı çevresini öncü alanlar olarak tanımlamakta; bu bölgelerin İsrail’in kuzey güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu ileri sürmektedir.[5] Grup, sınır güvenliğinin yalnızca askeri üslerle değil, sivil nüfusun varlığıyla kalıcı hale getirilebileceğini savunmaktadır.
Bu hedefleri doğrultusunda Bashan Öncüleri, 2025’in sonlarından itibaren çeşitli eylemler gerçekleştirmiştir. Grup üyeleri birçok kez İsrail-Suriye sınırını izinsiz geçerek Suriye’de yerleşim girişimlerinde bulunmuş, İsrail bayrakları açmış ve bölgede kalıcı yerleşim çağrıları yapmıştır. 2026 yılı içerisinde bu faaliyetler daha organize bir hal almış, bazı aktivistler geceyi Suriye tarafında geçirerek kalıcı bir yerleşke oluşturmayı denemiştir.[6] Ancak İsrail Ordusu, bu girişimlerin tamamına müdahale etmiş, aktivistleri gözaltına alarak İsrail’e geri göndermiştir. İsrail ordusu, bu tür girişimlerin resmi askeri operasyonları zorlaştırdığını ve güvenlik riski oluşturduğunu açıklamıştır. Bu durumda, bu grubun en azından resmi politika olarak İsrail devleti tarafından desteklenmediği iddia edilmektedir.
Bashan Öncüleri'nin faaliyetleri, son dönemde Gazze’de yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde bazı benzerlikler dikkat çekmektedir. Özellikle güvenlik gerekçesiyle oluşturulan askeri kontrol alanlarının zamanla kalıcı hale getirilmesi, tampon bölge oluşturulması ve sivil yerleşim taleplerinin gündeme gelmesi iki dosya arasında ortak noktalar oluşturmaktadır. Gazze’de güvenlik gerekçeleriyle yürütülen askeri operasyonların ardından ortaya çıkan yeni güvenlik ve yönetim tartışmaları, bazı görüşlere göre Suriye'nin güneyinde de benzer bir modelin uygulanabileceği yönünde değerlendirmelere neden olmuştur.
Bununla birlikte Güney Suriye’nin Gazze ile aynı koşullara sahip olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Gazze, uzun yıllardır abluka, yoğun nüfus ve devam eden çatışmaların yaşandığı farklı bir güvenlik ortamına sahipken; Güney Suriye’de Dürzi, Sünni Arap ve diğer yerel toplulukların bulunduğu daha karmaşık bir demografik yapı bulunmaktadır.[7] Ayrıca bölgede Türkiye, Ürdün, ABD ve Rusya gibi farklı aktörlerin güvenlik ve diplomatik çıkarlarının kesişmesi, olası gelişmelerin Gazze’den farklı bir seyir izlemesine neden olabilir. Bu nedenle Suriye’nin “yeni bir Gazze” olacağını söylemek bugünkü veriler ile isabetli olmayabilir. Ancak Bashan Öncüleri gibi hareketlerin güç kazanması ve yerleşim politikalarının resmi güvenlik aktörlerine dönüşmesi halinde, Güney Suriye’nin uzun süreli bir istikrarsızlık yaşayıp çatışma alanına dönüşme ihtimali göz ardı edilmemelidir.
4. Hukuki ve Stratejik Boyut
Uluslararası hukuk bakımından değerlendirildiğinde ise Bashan Öncüleri’nin savunduğu yerleşim politikaları önemli tartışmalar yaratmaktadır. Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk kapsamında işgal altındaki topraklarda sivil yerleşim kurulması hukuken tartışmalı bir konu olarak değerlendirilmektedir.[8] Bu nedenle hareketin hedefleri, yalnızca Suriye’nin egemenliği açısından değil, uluslararası hukuk düzeni bakımından da eleştirilmektedir. Olası yeni yerleşim girişimleri, İsrail’in uluslararası alanda karşı karşıya kalacağı diplomatik baskıyı artırabileceği gibi, bölgesel normalleşme süreçlerini de olumsuz etkileyebilir.
5. Genel Değerlendirme
Her ne kadar Bashan Öncüleri bugün sınırlı sayıda aktivistten oluşan bir hareket görünümünde olsa da, Orta Doğu’da ideolojik yerleşim hareketlerinin zaman içerisinde siyasi karar alma süreçlerini etkileyebildiğine ilişkin geçmiş örnekler (Gazze gibi) dikkate alındığında, bu oluşumun gelecekteki etkisi yalnızca mevcut kişi sayısı üzerinden değerlendirilmemelidir. Tarihsel olarak küçük ölçekli bazı yerleşimci hareketlerin zamanla daha geniş siyasi destek bulduğu ve devlet politikaları üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Bashan Öncüleri’nin faaliyetleri, yalnızca dini bir grubun girişimleri olarak görülmemeli; İsrail iç siyasetindeki aşırı sağ eğilimlerin, güvenlik politikalarının ve bölgesel güç mücadelesinin bir yansıması olarak da analiz edilmelidir.
Sonuç olarak Bashan Öncüleri, sayısal olarak küçük olmasına rağmen ideolojik söylemleri ve hedefleri nedeniyle Orta Doğu’nun geleceği açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir meseledir. Hareket, dini referanslar, tarihsel hak iddiaları ve güvenlik söylemini bir araya getirerek İsrail’in Suriye’deki askeri varlığını kalıcı yerleşim politikalarına dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bugün için bu hedeflerin İsrail’in resmi politikası hâline geldiğini söylemek mümkün değildir. Ancak bölgedeki güvenlik dengelerinin değişmesi, aşırı sağcı çevrelerin etkisinin artması veya Suriye’deki istikrarsızlığın devam etmesi durumunda Bashan Öncüleri hareketinin daha görünür hale gelme ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle hareket, yalnızca günümüzün sınırlı bir yerleşimci oluşumu olarak değil, Orta Doğu’da sınırlar, egemenlik, güvenlik ve uluslararası hukuk tartışmalarını etkileme potansiyeline sahip yeni bir jeopolitik unsur olarak değerlendirilmelidir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
KAYNAKÇA:
1) Associated Press. “Fringe Israeli Settler Group Is Sneaking into Syria to Try to Claim Land for a Jewish Outpost.” 29 July 2026.
2) Khalidi, Rashid. The Hundred Years' War on Palestine. New York: Metropolitan Books, 2020.
3) Lustick, Ian S. For the Land and the Lord: Jewish Fundamentalism in Israel. New York: Council on Foreign Relations Press, 1988.
4) Mead, Walter Russell. The Arc of a Covenant: The United States, Israel, and the Fate of the Jewish People. New York: Alfred A. Knopf, 2022.
5) Rogan, Eugene. The Arabs: A History. New York: Basic Books, 2017.
6) United Nations. Geneva Convention Relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War (Fourth Geneva Convention). Geneva, 1949.
7) United Nations Security Council. Resolution 2334. New York, 2016.
[1] Associated Press, “Fringe Israeli Settler Group Is Sneaking into Syria to Try to Claim Land for a Jewish Outpost,” Associated Press, 29 July 2026.
[2] Associated Press, “Fringe Israeli Settler Group Is Sneaking into Syria to Try to Claim Land for a Jewish Outpost.”
[3] Ian S. Lustick, For the Land and the Lord: Jewish Fundamentalism in Israel (New York: Council on Foreign Relations Press, 1988), 15–38.
[4] Walter Russell Mead, The Arc of a Covenant: The United States, Israel, and the Fate of the Jewish People (New York: Alfred A. Knopf, 2022), 43–59.
[5] Rashid Khalidi, The Hundred Years' War on Palestine (New York: Metropolitan Books, 2020), 180–195.
[6] Associated Press, “Fringe Israeli Settler Group Is Sneaking into Syria to Try to Claim Land for a Jewish Outpost”; The Jerusalem Post, “Israel's Syria Border Dilemma: When Activism Undermines Security Policy,” 7 July 2026.
[7] Eugene Rogan, The Arabs: A History (New York: Basic Books, 2017), 503–519.
[8] United Nations, Geneva Convention Relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War (Fourth Geneva Convention) (1949), Article 49; United Nations Security Council, Resolution 2334 (2016).
İlgili Yayınlar

“Tırmanış Tuzağı” Çerçevesinde ABD-İran Çatışması, Askeri İlerleme Süreci ve Türkiye Açısından Stratejik Değerlendirme

Trump Döneminde ABD-İsrail İlişkileri: Stratejik Ortaklığın Dönüşümü

