
Güney Çin Denizi Anlaşmazlığı: Filipinler-Çin Gerilimi
- EZEmirhan Zeren
Filipinler ile Çin arasındaki Güney Çin Denizi anlaşmazlığı, 7 Eylül 2026 tarihinde yeni bir gerilimle gündeme gelmiştir. Filipinler Sahil Güvenlik Komutanlığına (PCG) göre Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na bağlı unsurlar, Pag-asa Adası’na giden silahsız bir Filipinler Sahil Güvenlik uçağına Panganiban ve Zamora resifleri yakınında işaret fişekleri ateşlemiştir. Filipin yönetimi olayın ardından Çin’den bu resiflerdeki faaliyetlerini durdurmasını ve 2016 Tahkim Kararı’na uymasını istemiştir.[1]
Sorunun temelinde Güney Çin Denizi üzerindeki egemenlik ve deniz yetki alanı anlaşmazlığı bulunmaktadır. Filipinler, bölgedeki haklarını ağırlıklı olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 13. Maddesine göre (UNCLOS) dayandırmaktadır. Bu maddeye göre “Alçak gelgit yükseltisi” olarak tanımlanan ve yüksek gelgitte su altında kalan oluşumlar, belirli şartlar dışında kendi başlarına karasuyu oluşturamamaktadır.[2] 2016 yılında kurulan tahkim heyeti de Panganiban ve Zamora’yı alçak gelgit yükseltileri olarak değerlendirmiş ve özellikle Panganiban’ı Filipinler’in münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığı içinde bulunduğunu belirtmiştir.[3] Fakat, Çin bu hukuki yorumu kabul etmemektedir. Pekin ayrıca Güney Çin Denizi’ndeki Nansha Adaları üzerindeki egemenlik iddiasını sürdürmektedir.[4]10 Eylül 2026’da Çin’in Filipin Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada da bu resiflerin Çin’e ait olduğu ve Filipinler uçağının Çin’in hava sahasına izinsiz girdiği savunulmuştur. Çin, müdahalesini “gerekli” ve “ölçülü” olarak nitelendirmiştir.[5]
Bunlardan ötürü 7 Eylül’deki olay yalnızca bir uçakla ilgili güvenlik meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Olay, iki ülkenin aynı deniz alanını tamamen farklı hukuki ve stratejik çerçeveler içinde yorumladığını göstermektedir. Filipinler açısından UNCLOS ve 2016 Tahkim Kararı, Çin’in faaliyetlerini uluslararası hukuk temelinde sınırlandırmanın temel araçlarıdır. Filipinlerin son yıllarda ABD, Japonya ve Güney Kore ile savunma iş birliğini artırması da bu yaklaşımı güçlendirmektedir. Bir diğer deyişle Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıklar Filipinler’i Batı merkezli güvenlik ortaklıklarına daha fazla yaklaştırmıştır.[6]
Çin açısından ise mesele yalnızca iki resif üzerindeki kontrol değildir. Pekin’in bu bölgelerdeki fiil, varlığını ve inşa faaliyetlerini sürdürmesi, Güney Çin Denizi’nde stratejik erişimini ve denizcilik kapasitesini koruma amacıyla velhasıl güç yansımasıyla da ilişkilendirilebilir. Çin’in son olayda uçağın “izinsiz giriş” yaptığını savunması, kendi egemenlik anlatısında sahadaki fiili kontrol ile ısrar ettiğini işaret etmektedir. Ayrıca, Xi Jinping’in “Batı Ahlakçılığından” veya nezaket dayatmalarından özellikle rahatsız oluşu da batı değerlerini eğitimde yasaklaması, Trudeau’ya konuşmalarının kamuya paylaşılmasından tepkili olması gibi geçmiş olaylardan ve uygulamalardan güç yansımasını etkin tutmayı hedeflediği anlaşılmaktadır.[7] Bu nedenle tarafların kullandığı hukuk dili, aynı zamanda bir güç ve meşruiyet mücadelesine dönüşmektedir. Benzer durum, Singapur, Endonezya gibi ülkelerin Çin’in dokuz şeritli hat olarak isimlendirdiği ve tarihsel suları olup kıta sahanlığı olarak iddia ettiği Güney Çin Denizi bölgesinde örtüşen münhasır ekonomik bölgelerinde de görülmüştür. Bunlardan biri 2015’te Kuzey Natuna Denizin’de Çin balıkçı gemisinin batırıldığı çatışmaydı.
Sonuç
Panganiban ve Zamora resiflerindeki son gerilim, Güney Çin Denizi anlaşmazlığının döngüsel kurumların da etkin olduğu bir rekabet biçimine dönüşmüş olabileceği söylenebilir. Filipinler uluslararası hukuk, şeffaflık ve müttefik desteği üzerinden hareket ederken Çin, egemenlik iddiası ve sahadaki kapasitesi üzerinden pozisyonunu korumaktadır. Filipinler’in Çin’e karşı daha güvenlik merkezli bir dış politikaya yönelmesi de bu dönüşümün parçasıdır. Filipinler ve Güney Çin Denizine en yakın diğer ülkelerin de benzer tepkilerinin olması Çin’in bölgesel hakimiyete sahip bir ülke olarak tanınarak yumuşak dengeleme[8] stratejisini önceliklendirdikleri anlamına da gelebilir.
Şu anki temel risk, Güney Kore ve Japonya’nın da gemilerini yeni askeri teknolojilerle çağdaşlaştırmaya başladıklarını da hesaba katarsak benzer hava ve deniz karşılaşmalarının yanlış hesaplama sonucu daha ciddi bir güvenlik krizine dönüşmesidir ve gelecekte mümkünatın enerji krizleriyle beraber hemen kaynak arayışındaki ülkelerin çoğalmasıyla artmasıdır. Bu nedenle mevcut sürtüşmelerin yalnızca askeri duruşla değil, Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesini esas dengeleyici olarak kullanılmasıyla diyaloglarla yönetilmesi önem taşımaktadır.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynakça:
[1] “Philippines tells China: Leave Panganiban, Zamora reefs in West PH Sea”, Rappler, 11 Eylül 2026
[2] Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, Madde13.
[3] The South China Sea Arbitration, Award of 12 July 2016, Daimi Tahkim Mahkemesi.
[4] “Statement of the Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China on the Award of 12 July 2016…”, Çin Halk Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı, 12 Temmuz 2016
[5] Malou Talosig-Bartolome, DFA renews demand for China to leave Mischief, Subi reefs after flare incident, BusinessMirror, 11 Eylül 2026, https://businessmirror.com.ph/2026/09/11/dfa-renews-demand-for-china-to-leave-mischief-subi-reefs-after-flare-incident/
[6] Zeki Talustan Gülten, “Filipinler’in Dış Politikası ve Asya Pasifik Jeopolitiği”, ANKASAM, 24 Ocak 2025.
[7] Leyland Cecco, “Xi angrily rebukes Trudeau over ‘leaks’ to media about Canada-China relations“, TheGuardian, 17 Kasım 2022, https://www.theguardian.com/world/2022/nov/16/xi-trudeau-canada-china-g20; Amber Wang, “Western-style democracy behind wars, chaos and human misery, Chinese president tells top officials”, South China Morning Post, 16 Haziran 2022, https://sc.mp/96s0?utm_source=copy-link&utm_campaign=3181990&utm_medium=share_widget ; “China universities 'must shun Western values'”, BBC, 30 Ocak 2015, https://www.bbc.com/news/world-asia-china-31052682 ; Chris Buckley, “China Warns Officials Against ‘Dangerous’ Western Values”, 13 Mayıs 2013,https://www.nytimes.com/2013/05/14/world/asia/chinese-leaders-warn-of-dangerous-western-values.html ; Nectar Gan, “China’s President Xi Jinping warns Communist Party schools against ‘Western capitalist’ values”, South China Morning Post, 1 Mayıs 2016, https://www.scmp.com/?utm_source=copy-link&utm_campaign=1940396&utm_medium=share_widget ve son beş bağlantıya benzer haberlere bakınız.
[8] Pape, Robert A. “Soft Balancing against the United States.” International Security 30, no. 1 (2005): 7–45. http://www.jstor.org/stable/4137457.



