
Karadeniz’de Güvenlik: Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye’nin Rolü
- BTBüşra Turgut
Giriş
1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, küresel ve bölgesel statükoyu koruyan en temel uluslararası hukuk metinlerinden biri olmayı sürdürüyor. Sözleşme, Karadeniz’deki dengeler ve Türkiye-Rusya ilişkileri açısından stratejik bir öneme sahiptir. Karadeniz coğrafi açıdan kritik bir geçiş hattı olmasının yanı sıra aynı zamanda zengin enerji lojistik hatlarını barındıran ve tarih boyunca güç rekabetlerine maruz kalmış bir bölgedir. 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı ise Soğuk Savaş sonrası kurulan Avrupa güvenlik mimarisini zedelemiştir. Savaşın etkileri bölgesel güvenliği doğrudan tehdit etmekte ve barış ortamının sürdürülmesine engel olmaktadır.
Karadeniz'deki mevcut çatışmalar, ateşkes sağlanması halinde bölgenin düzeni ve askeri dengesinin kim tarafından ve hangi esaslar etrafında yönetileceği sorularını beraberinde getirmiştir. Bu durumda Boğazlar üzerinde hakimiyet ve kontrol yetkisine sahip olan Türkiye ve Montrö Sözleşmesi bu soruların cevaplarının temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Bu analiz, Türkiye’nin Karadeniz’de sürdürdüğü “Bölgesel Sahiplik” ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nin hükümlerini özenle uygulamasının, Karadeniz’in küresel güçler arasındaki doğrudan rekabet ve çatışma alanına dönüşmesini engellediğini savunmaktadır. Böylece Türkiye, hem Rusya hem de NATO ittifakı nezdinde güvenlik dengesi sağlayan, yönlendirici etkiye sahip bir aktör olarak öne çıkmıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve “Bölgesel Sahiplik” Doktrini
Türkiye, Karadeniz’deki güvenlik stratejisini “Bölgesel Sahiplik” ilkesiyle yürütmektedir. Bu ilke, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne dayanır ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin güvenliği sağlama sorumluluğunda öncelikli olmasını ve bölge dışı aktörlerin kalıcı askeri varlık göstermemesini gerektirir. Sözleşme aynı zamanda Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine toplam tonaj ve en fazla 21 günlük kalış süresi gibi kısıtlamalar getirerek Karadeniz’in güvenlik mimarisinin dışarıya kapalı kalmasını sağlayan mekanizmayı oluşturmaktadır.[1]
Türkiye, 1936’dan beri Karadeniz’in büyük ölçekli çatışma alanına dönüşmesini engelleyen adımlar atmıştır. Örneğin 2008’de Rusya-Gürcistan Savaşı sırasında Montrö kurallarını taviz vermeden uygulayarak ABD’ye ait yüksek tonajlı askeri araçların Boğazlardan geçişine izin vermemiştir.[2] Benzer şekilde 24 Şubat 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesiyle Türkiye Dışişleri Bakanlığı 27 Şubat’ta durumu resmi olarak “savaş” olarak tanımlayıp hukuki bir adım atmıştır.[3] Bu karardan sonra Montrö’nün 19. maddesi gereğince[4] savaşan tarafların haricinde diğer tüm devletlere ait savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi kısıtlanmıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin kriz anlarındaki kararlı duruşu, Montrö’yü hukuki bir metnin dışında aktif bir güvenlik kalkanına dönüştürmüştür.
Bölgesel Sahiplik İlkesinin Üç Aracı
Bölgesel Sahiplik ilkesi somut adımlarla desteklenen bir yapıdır. Bu yapılar; Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM Black Sea), Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti (CTF-Black) ve Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) olarak sıralanabilir. 11 Ocak 2024’te Türkiye, Romanya ve Bulgaristan; savaş nedeniyle sürüklenen serseri deniz mayınlarının ticari güvenliği tehdit etmesi üzerine MCM Black Sea mutabakatını imzalamıştır. Yapı, sadece kıyıdaş üç NATO üyesinden oluşup komutasını dönüşümlü olarak üstlenmektedir. NATO’nun çatısından ziyade doğrudan bölgesel sahiplik ilkesine dayanmaktadır.[5] Bir diğer somut yapı olan Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti ise NATO’nun bölgesel savunma planları kapsamında 2024 yılında oluşturulmuştur. Yapının ev sahipliği ve komutası 2028’e kadar Türkiye’ye verilmiştir. Çekirdek kadrosunun Türk personellerden oluşması da Türkiye’nin komutayı kendi elinde tutma kararlılığını göstermektedir.[6] Son olarak Deniz Unsur Komutanlığı, İstanbul’da konuşlandırılan ve olası bir barış sonrasında Ukrayna’ya deniz güvenliği sağlayacak “Gönüllüler Koalisyonu” nun deniz ayağını oluşturmaktadır ve Türkiye’nin denetiminde yapılandırılmıştır.[7]
Türk-Rus İlişkilerinde Ekonomik Bağımlılık
Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ve enerji odaklı asimetrik bir bağımlılık vardır ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanması bu ilişkiden ayrı düşünülmemelidir. Türkiye’nin özellikle doğal gaz konusunda Rusya’ya olan bağımlılığı, Mavi Akım, Türk Akım projeleri, Ankara’nın Moskova’nın güvenlik kaygılarını gözetmesini zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca TÜİK raporuna göre, Mayıs 2026’da en fazla ithalat yapılan ülke 3 milyar 758 milyon dolarla Rusya olmuştur.[8] Türkiye, Batı’daki yaptırımlara doğrudan katılmayarak iletişim kanallarını açık tutmuştur. Bu sayede hem kendi enerji arz güvenliğini sağlamış hem de kriz dönemlerinde Rusya ile müzakere edebilen tek NATO üyesi olmuştur.[9]
Mevcut İkilemler ve Tartışmalar
Türkiye'nin Karadeniz’de izlediği politikalar, akademik ve siyasi olarak farklı açılardan değerlendirilmektedir. Bazı görüşler, Karadeniz’de Batı merkezli güvenlik yapıları oluştukça Rusya’nın Montrö’yü ittifak yükümlülükleri gerekçe göstererek esnetebileceğini savunmaktadır. Öyle ki Rusya, Ankara Büyükelçiliği tarafından 1 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Boğazlar üzerindeki değişimleri yakından izlediğini belli etmiştir. Rusya gelecekte Montrö Sözleşmesi’nin uygulanmasına ve geçerliliğine yönelik itirazlarını artırırsa Türkiye’nin hukuki ve diplomatik avantajı zayıflama ihtimali doğurabilir. Başka bir görüş ise Türkiye’nin Karadeniz’de karargahlar kurmasının NATO’nun bölgesel planlamalarını kendi hakimiyeti altına aldığını ve bölgede herhangi bir güvenlik boşluğunun oluşmasının önüne geçtiğini savunmaktadır. [10]
Avrupa Güvenlik Mimarisi ve Türkiye’nin Dengeleyici Tutumu
2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, Soğuk Savaş sonrası zarar gören Avrupa güvenliğini farklı ve yeni bir döneme taşımıştır. Bu dönemde askeri harcamalar artmış ve NATO, İsveç ve Finlandiya’nın katılımıyla, genişlemiştir. Bu değişim içinde Türkiye de Batı ittifakının odağında konumlanmıştır.[11]
Türkiye, Ukrayna’ya savunma desteği gönderirken TANAP üzerinden de enerji arz güvenliği sağlamıştır. Böylece bir yandan NATO’nun doğu ayağını güçlendirmiş öbür yandan da BM ile ortaklaşa yürüttüğü diplomasi sayesinde Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı oluşturarak global gıda krizini engellemiştir.[12] 6 Ocak 2026’daki Gönüllüler Koalisyonu Zirvesi’nde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Türkiye’yi deniz alanındaki liderliğini vurgulaması Türkiye’nin rolünün önemini teyitler nitelikte olmuştur.
Sonuç
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 90 senedir Karadeniz’de barış ortamının, istikrarın ve hukuki düzenin en sağlam teminatı olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca Sözleşme’nin özellikle 19. Maddesini kararlılıkla uygulaması ve “Bölgesel Sahiplik” ilkesinden vazgeçmemesi, Karadeniz’i büyük güçlerin çatışma alanı haline gelmesini önlemiştir.
Gelecek projeksiyonu olarak, Ukrayna’da barış sağlanması halinde oluşturulacak yeni güvenlik mimarisi yine Türkiye’nin kritik rolüyle ve Montrö’nün çizdiği sınırlar dahilinde biçimlenmek zorundadır. Diplomatik arabulucuk yeteneği, savunma sanayii imkanları ve Boğazlar üzerindeki hakimiyet haklarıyla Türkiye, Rus-Türk ilişkilerini dengelemekle kalmamış aynı zamanda Avrupa’nın güvenlik mimarisinde de merkezi bir özne haline gelmiştir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] Montrö Boğazlar Sözleşmesi Tam Metni, İnönü Vakfı, https://www.ismetinonu.org.tr/montro-bogazlar-sozlesmesi/ , Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[2] ABD Gemisine Geçit Yok, Hürriyet, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/abd-gemisine-gecit-yok-9674154 , Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[3] Euronews Türkçe, “Çavuşoğlu: Ukrayna'daki durum 'savaşa' dönüştü; Montrö hükümlerini şeffaf şekilde uygulayacağız”, 27 Şubat 2022, erişim 30 Temmuz 2026, https://tr.euronews.com/2022/02/27/cavusoglu-ukrayna-daki-durum-savasa-donustu-montro-hukumlerini-seffaf-sekilde-uygulayacag-
[4] Montrö Boğazlar Sözleşmesi Tam Metni, İnönü Vakfı, https://www.ismetinonu.org.tr/montro-bogazlar-sozlesmesi/ , Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[5] Milli Savunma Bakanlığı, “Türk Komutasında MCM BLACK SEA Başladı”, MilDefIn, 11 Ocak 2026, https://www.mildefin.com/milli-savunma-bakanligi/turk-komutasinda-mck-black-sea-basladi/, Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[6] Defence Turkey, “Türkiye’nin Karadeniz’e Yönelik Güvenlik Anlayışı ve NATO Karargâhları”, 2 Nisan 2026 (Güncelleme: 8 Nisan 2026), https://defenceturkey.com/news/turkiyenin-karadenize-yonelik-guvenlik-anlayisi-ve-nato-kararghlari, Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[7] Halenaz Ekmekçiler, Karadeniz'de Savaş Sonrası Düzen: Montrö, Bölgesel Sahiplik ve Türkiye'nin Stratejik Rolü, Mavi Vatan, https://mavivatan.net/karadenizde-savas-sonrasi-duzen-montro-bolgesel-sahiplik-ve-turkiyenin-stratejik-rolu/ , Son Erişim Tarihi: 30 Temmuz 2026.
[8] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Dış Ticaret İstatistikleri, Mayıs 2025" (veya sayfanın tam başlığı), erişim 30 Temmuz 2026, https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58244.
[9] Çağlar Özer, “Avrupa Güvenlik Mimarisinin Dönüşümü: Rusya-Ukrayna Savaşı ve Türkiye'nin Rolü,” Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sy. 42 (2026): s. 98, https://doi.org/10.54600/igdirsosbilder.1719667.
[10] Ekmekçiler, "Karadeniz'de Savaş Sonrası Düzen", Mavi Vatan.
[11] Özer, “Avrupa Güvenlik Mimarisinin Dönüşümü,” 96-100.
[12] Özer, “Avrupa Güvenlik Mimarisinin Dönüşümü,” 94-100.



