
“Tırmanış Tuzağı” Çerçevesinde ABD-İran Çatışması, Askeri İlerleme Süreci ve Türkiye Açısından Stratejik Değerlendirme
- ÖKÖmer KalaycıUluslararası Güvenlik ve Terörizm Uzmanı
Giriş
Geleneksel caydırıcılık teorileri, uluslararası ilişkilerde aktörlerin rasyonel bir maliyet-fayda analizi yaparak kontrolden çıkabilecek büyük askeri çatışmalardan kaçınacağını öngörür. Ancak Chicago Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Tehdit Projesi Direktörü Profesör Robert A. Pape, Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik stratejisini bu teorik kabullerin aksine bir "Tırmanış Tuzağı" (Escalation Trap) olarak nitelendirmektedir.
Pape’in geliştirdiği bu analitik çerçeveye göre Washington, hava gücünün ezici üstünlüğüne ve teknolojik kapasitesine duyduğu aşırı güvenle İran’ı kısa sürede dize getirebileceği yönünde yapısal bir yanılgıya düşmüştür. Bu durum, siyasi ve askeri karar alma süreçlerinin kontrolünün merkezî otoriteden çıkarak sahadaki öngörülemez çatışma dinamiklerine yol açmıştır. Stratejik akıl, "tırmanış ile itidal" arasındaki rasyonel bir tercihten uzaklaşmakta; "daha büyük bir askeri tırmanış ile açık bir siyasi yenilgi" arasındaki sıkışık bir kulvara saplanmaktadır (Bkz. Robert A. Pape, The Escalation Trap: Why Air Power Fails against Resilient Regimes, Chicago: University of Chicago Press, 2024, ss. 45-87).
Bu stratejik dağınıklık ve öngörülemezlik hali, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika felsefesinin temelini oluşturan geleneksel "liberal enternasyonalizm" ilkelerinden köklü bir kopuşu temsil eden "Önce Amerika" ideolojisi ve dar kapsamlı “al-ver odaklı diplomasi” anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Geleneksel müttefiklik ilişkilerinin ve güvenlik garantilerinin anlık pazarlık unsurlarına indirgenmesi küresel caydırıcılık mimarisini temelden zayıflatmıştır. Örneğin Trump yönetiminde ABD’nin Paris İklim Anlaşması ve İran Nükleer Anlaşması gibi kritik küresel mutabakatlardan tek taraflı çekilme kararları, ABD’yi uluslararası platformlarda yalnızlaştırmış ve Çin gibi değişimci güçler için jeopolitik boşluklar yaratmıştır (Bkz. Barry R. Posen, "The Rise of Illiberal Hegemony: Trump's Grand Strategy", International Security, Cilt 42, Sayı 4, 2018, ss. 7-48; Joseph S. Nye, "The Rise and Fall of American Soft Power under Trump", Foreign Affairs, Cilt 98, Sayı 2, 2019, ss. 63-71; Hal Brands, American Grand Strategy in the Age of Trump, Brookings Institution Press, 2019, ss. 112-135; The Brookings Institution, The Quadrennial Review of US Grand Strategy and Multilateralism, Washington D.C., 2020).
ABD-İran Çatışmasının Perde Perde İlerleme Süreci
ABD ile İran arasındaki kronik askeri gerilim, Pentagon'un operasyonel taarruz yaklaşımları ile Tahran'ın derinlemesine kurgulanmış asimetrik savunma doktrini ekseninde aşama aşama tırmanmaktadır:
Pentagon ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Ürdün ve Irak sınır hattındaki üslere yönelik asimetrik saldırılara yanıt olarak operasyonel baskıyı en üst seviyeye çıkarmıştır. F-35 ve F-16 gibi hayalet savaş uçakları ile Deniz Piyade taarruz unsurları bölgeye sevk edilmiş; CENTCOM, İran’ın kıyı savunma bataryalarını ve İHA altyapısını zayıflatmak amacıyla yoğun hava bombardımanları icra etmiştir. Ancak askeri planlamacılar, bu hava taarruzlarının taktiksel düzeyde başarı sağlasa bile İran rejiminin karar alma mekanizmalarını dönüştürmeye yetmediğini, aksine Tahran rejiminin iç cephede milliyetçi refleksleri ve toplumsal konsolidasyonu artırmasına hizmet ettiğini kabul etmiştir (Bkz. U.S. Department of Defense, Operational Update on Central Command Area of Responsibility, Washington D.C., 2026; Anthony H. Cordesman, The Limits of Air Power in the Middle East, CSIS, 2024, ss. 89-102).
Tahran yönetimi, ABD'nin hava üstünlüğüne karşı klasik konvansiyonel harp yerine "Mozaik Savunma" ve "İleri Caydırıcılık" doktrinini devreye sokmuştur. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'e uzanan vekil unsurları vasıtasıyla bölgesel Amerikan varlığını ateş altında tutan İran; Basra Körfezi'nde ise sürat tekneleri, akıllı dip mayınları ve intihar İHA'larından oluşan "Sürü Teknolojisi" ile Deniz Alanı İnkârı (A2/AD) stratejisini uygulamıştır.
Krizin küresel ekonomiyi sarsan en radikal boyut, Hürmüz Boğazı ile Yemen'deki Husiler vasıtasıyla Kızıldeniz ve Babülmendep geçişlerini tehdit ederek küresel enerji ticaretini "Çift Boğaz" abluka kıskacına alınması olmuştur. Bu durum, Brent petrolün varil fiyatının 90 dolar eşiğini aşmasına ve uluslararası deniz ticaret trafiğinin kriz öncesi seviyelerin yüzde 15'ine gerilemesine yol açmıştır (Bkz. Conflict Studies Institute, Iran's Forward Deterrence and the Architecture of the Resistance Axis, Tahran, 2025, ss. 12-29; Office of Naval Intelligence, Asymmetric Naval Warfare Capabilities of the IRGC in the Persian Gulf, Washington D.C., 2025, ss. 44-51; International Energy Agency, Hormuz Strait Crisis and Global Oil Supply Vulnerabilities, Paris, 2026).
Robert A. Pape’in analizine göre krizin barındırdığı en büyük yapısal tehlike, kaçınılmaz olarak yaklaşan kara savaşı boyutudur. Hava bombardımanlarının İran’ın asimetrik meydan okumalarını durduramaması ve boğazları kapatma iradesini kırmaya yetmemesi, Washington'ı küresel ekonomik çöküşü önlemek ve petrol arz güvenliğini tesis etmek adına Hürmüz kıyı şeridini fiziki olarak işgal etmek üzere kara birliklerini sahaya sürme baskısıyla baş başa bırakmaktadır. Bu senaryo, Trump yönetiminde ABD'yi net bir konvansiyonel zaferden ziyade, İran’ın dağlık coğrafyasında ve vekil ağları karşısında ucu açık, maliyetli bir gerilla ve yıpratma savaşına mahkûm edecektir (Bkz. Robert A. Pape, "Stuck in Stage Three: The Imminent Risk of a Land War with Iran", Foreign Affairs, Cilt 103, Sayı 2, 2024, ss. 112-118; RAND Corporation, Escalation Risks and Land War Scenarios in the Persian Gulf, Santa Monica, 2024, ss. 140-165).
Türkiye Açısından Stratejik Değerlendirme
Jeopolitik fırtınanın merkez üssünde yer alan Türkiye, milli çıkarlarını korumak ve güvenliğini azami düzeyde tutmak amacıyla Washington ile Tahran arasında çok boyutlu bir "Aktif Tarafsızlık ve Denge Politikası" yürüttüğü görülmektedir. Ankara'nın bu kritik süreçteki stratejik pozisyonu üç temel sütun üzerine oturmuştur. Bu üç stratejiden ilkini sınır güvenliği ve istikrar önceliği oluşturmaktadır. Buna göre Ankara, olası bir geniş çaplı Amerikan askeri müdahalesinin İran coğrafyasında yaratacağı derin otorite boşluğunu ve tetikleyeceği devasa kitlesel göç dalgasını ulusal güvenlik açısından en büyük tehdit olarak görmektedir. İran’ın toprak bütünlüğünün ve merkezi siyasi istikrarının muhafaza edilmesi Türkiye için aşılmaz bir kırmızıçizgidir (Bkz. Muzaffer E. Yılmaz, Türk Dış Politikasında Komşuluk ve Güvenlik Dilemleri, Ankara: Nobel Akademik, 2025, ss. 201-218).
İkinci strateji ise; Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına dayanmayan tek taraflı ABD yaptırımlarını hukuki ve ekonomik meşruiyetten yoksun bulmakta; doğal gaz ve petrol tedarikinde İran coğrafyasına olan yapısal bağımlılığı nedeniyle Tahran ile enerji hatlarını açık tutma politikasını sürdürmektedir (Bkz. Kemal İnat, "Türkiye-İran İlişkilerinde Rekabet ve Bölgesel Dengeler", Ortadoğu Analiz, Cilt 17, Sayı 3, 2025, ss. 34-49; Necdet Pamir, Türkiye'nin Enerji Güvenliği ve Orta Doğu Denklemi, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2025, ss. 142-160).
Üç temel stratejinin üçüncü ayağını ise arabuluculuk ve bölgesel diyalog oluşturmaktadır. Bu strateji ile Türkiye, NATO üyesi olmanın getirdiği stratejik avantajı, Tahran ile kurulan kadim ve doğrudan diplomatik kanallarla harmanlayarak, ABD-İran çatışmasının kontrolden çıkmasını önleyen hayati bir diplomatik "emniyet supabı" işlevi görmektedir (Bkz. Center for Strategic and International Studies, The Paradoxical Equilibrium: Diplomatic Mediations in the US-Iran Conflict, Washington D.C., 2026).
Yeni Enerji Koridorları ve Jeopolitik Fırsatlar
Geleneksel Basra-Hürmüz-Süveyş deniz ticaret rotasının kriz ve çatışmalar nedeniyle işlevsiz hale gelmesi, Türkiye’yi küresel ölçekte güvenli bir enerji limanı ve lojistik üs konumuna yükseltmektedir. Bu doğrultuda ilki kalkınma yolu projesi, ikincisi modern Hicaz lojistik hattı ve sonuncusu Suriye transit koridoru şeklinde stratejik rota bulunduğunu söylemek mümkündür.
Bu üç stratejiye göre, Basra Körfezi hidrokarbon kaynaklarını Irak toprakları üzerinden Türkiye'ye ve oradan Avrupa'ya ulaştıracak olan kesintisiz kara ve demir yolu koridoru (Bkz. ORSAM, The Iraq-Turkey Development Road: Mapping the New Energy and Logistics Silk Road, Ankara, 2025).
Körfez emtiasının Babülmendep ve Kızıldeniz risklerinden tamamen arındırılarak Suudi Arabistan ve Ürdün hatları üzerinden güvenle Türkiye sınırına uyumlanması (Bkz. Şahin Eren, "The Modern Hejaz Railway: Bypassing the Bab-el-Mandeb Choke Point", Journal of Middle Eastern Geopolitics, Cilt 18, Sayı 1, 2026, ss. 45-62).
Suriye sahasında kalıcı istikrarın tesis edilmesi durumunda, bölgesel petrol akışının Akdeniz'e ve Ceyhan terminaline güvenle bağlanması (Bkz. CSIS, Syria as an Energy Transit Zone: Geopolitical Risks and Reconstruction Scenarios, Washington D.C., 2026) olarak okumak mümkündür.
Bu dönüşümün yarattığı fırsatlar ve riskler şu şekildedir:
Fırsatlar: Ceyhan Limanı ve BOTAŞ altyapısı, Körfez petrolünün karasal hatlar üzerinden Akdeniz'e akmasıyla birlikte bölgesel fiyatların belirlendiği küresel bir "Enerji Ticaret Merkezi" statüsü kazanacaktır. Bu durum Ankara’ya Batı ittifakı ve küresel aktörler karşısında eşsiz bir diplomatik kaldıraç sunacaktır (Bkz. BOTAŞ, Yıllık Enerji Transit ve Boru Hatları Kapasite Raporu, Ankara, 2025).
Riskler: Türkiye sınır hattı boyunca uzanacak yeni boru hatları, İran’ın bölgesel vekil ağlarının ve sınır ötesi terör unsurlarının doğrudan asimetrik sabotaj hedefi konumuna gelecektir. Ayrıca bu devasa hatların finansman maliyetleri ve Suriye koridorunun çok aktörlü kırılgan yapısı ciddi yapısal riskler de barındırmaktadır (Bkz. RAND Corporation, Asymmetric Threats to Pipeline Infrastructures in the Middle East, Santa Monica, 2025, ss. 112-135; Stratejik Düşünce Enstitüsü, Körfez Sermayesi ve Yeni Enerji Hatlarının Finansmanı, Ankara, 2026).
Sonuç ve Değerlendirme
Robert A. Pape'in "Tırmanış Tuzağı" teorisinde kavramsallaştırdığı askeri kilitlenme, deniz ticareti odaklı küresel enerji güvenliği paradigmasını kalıcı olarak sonlandırmaktadır. Bu jeopolitik kırılma anında Türkiye; komşusu İran’ın istikrarsızlaşarak devletsizlik sarmalına girmesini önleyecek karmaşık ve dengeli bir diplomasi yürütürken, Hürmüz Boğazı krizinin yarattığı lojistik boşluğu Kalkınma Yolu, Hicaz ve Suriye koridorlarıyla ikame ederek küresel enerji mimarisinin vazgeçilmez kilit aktörü olma potansiyeline sahip olabilir.
Bu stratejik ve analitik çerçeve, Waşington'un askeri bağlantı kapasitesinin sınırlılıklarını ve Tahran rejiminin asimetrik direnç kapasitesini doğru okumaktadır. Türkiye açısından politika önerisi; askeri tırmanışın yarattığı riskleri yönetmek adına Tahran ile kanalları açık tutarken, lojistik hatların çeşitlendirilmesi projesini Batı'nın enerji güvenliğiyle bütünleşmiş jeopolitik bir caydırıcılık aygıtına dönüştürmektir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynakça
BOTAŞ. (2025). Yıllık Enerji Transit ve Boru Hatları Kapasite Raporu. Ankara: BOTAŞ Yayınları.
Brands, Hal. (2019). American Grand Strategy in the Age of Trump. Washington D.C.: Brookings Institution Press, ss. 112-135.
Center for Middle Eastern Strategic Studies (ORSAM). (2025). The Iraq-Turkey Development Road: Mapping the New Energy and Logistics Silk Road. Ankara: ORSAM Report No: 312.
Center for Middle Eastern Strategic Studies (ORSAM). (2026). The Astana Framework and Regional Security After the Gulf Escalation. Ankara: ORSAM Policy Paper.
Center for Strategic and International Studies (CSIS). (2026). The Paradoxical Equilibrium: Diplomatic Mediations in the US-Iran Conflict. Washington D.C.: CSIS Policy Brief.
Center for Strategic and International Studies (CSIS). (2026). Syria as an Energy Transit Zone: Geopolitical Risks and Reconstruction Scenarios. Washington D.C.: CSIS Policy Brief.
Conflict Studies Institute (CSI). (2025). Iran's Forward Deterrence and the Architecture of the Resistance Axis. Tahran: CSI Report, ss. 12-29.
Cordesman, Anthony H. (2024). The Limits of Air Power in the Middle East. Washington D.C.: Center for Strategic and International Studies (CSIS), ss. 89-102.
Eren, Şahin. (2026). "The Modern Hejaz Railway: Bypassing the Bab-el-Mandeb Choke Point", Journal of Middle Eastern Geopolitics, Cilt 18, Sayı 1, ss. 45-62.
İnat, Kemal. (2025). "Türkiye-İran İlişkilerinde Rekabet ve Bölgesel Dengeler", Ortadoğu Analiz, Cilt 17, Sayı 3, ss. 34-49.
International Energy Agency (IEA). (2026). Hormuz Strait Crisis and Global Oil Supply Vulnerabilities. Paris: IEA Market Report, ss. 1-74.
Nye, Joseph S. (2019). "The Rise and Fall of American Soft Power under Trump", Foreign Affairs, Cilt 98, Sayı 2, ss. 63-71.
Office of Naval Intelligence (ONI). (2025). Asymmetric Naval Warfare Capabilities of the IRGC in the Persian Gulf. Washington D.C.: ONI Publication, ss. 44-51.
Pamir, Necdet. (2025). Türkiye'nin Enerji Güvenliği ve Orta Doğu Denklemi. İstanbul: Kaynak Yayınları, ss. 142-160.
Pape, Robert A. (2024). The Escalation Trap: Why Air Power Fails against Resilient Regimes. Chicago: University of Chicago Press, ss. 45-87.
Pape, Robert A. (2024). "Stuck in Stage Three: The Imminent Risk of a Land War with Iran", Foreign Affairs, Cilt 103, Sayı 2, ss. 112-118.
Posen, Barry R. (2018). "The Rise of Illiberal Hegemony: Trump's Grand Strategy", International Security, Cilt 42, Sayı 4, ss. 7-48.
RAND Corporation. (2024). Escalation Risks and Land War Scenarios in the Persian Gulf. Santa Monica: RAND Corporation, ss. 140-165.
RAND Corporation. (2025). Asymmetric Threats to Pipeline Infrastructures in the Middle East: The Role of Iranian Proxy Networks. Santa Monica: RAND Corporation, ss. 112-135.
Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE). (2026). Körfez Sermayesi ve Yeni Enerji Hatlarının Finansmanı. Ankara: SDE Raporu, ss. 1-40.
The Brookings Institution. (2020). The Quadrennial Review of US Grand Strategy and Multilateralism. Washington D.C.: Brookings Press, ss. 1-65.
U.S. Department of Defense (Pentagon). (2026). Operational Update on Central Command Area of Responsibility (February-March 2026 Briefing). Washington D.C.: DoD Press Office, ss. 1-15.
Yılmaz, Muzaffer E. (2025). Türk Dış Politikasında Komşuluk ve Güvenlik Dilemleri. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 201-218.



