
MECLİS’İN İLK KANUNU, “AĞNAM RESMİ KANUNU”
- ŞİŞeref İbaDoç. Dr.
Osmanlı kayıtlarında “Adet-i Ağnam”, “Resm-i Ganem” olarak da geçen Ağnam Vergisi, şer’i vergiler kapsamında koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvan sayısına bağlı olarak tahsil edilmekteydi. Genellikle, hayvanların kuzulama ve doğurma döneminden sonraki nisan ve mayıs aylarında toplanmaktaydı. Duruma ve coğrafi bölgeye göre değişiklik göstermekle birlikte genel olarak iki koyun veya keçi karşılığı bir akçe şeklinde uygulanmaktaydı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, açılışından hemen bir gün sonra 24 Nisan 1920 tarihinde kabul ettiği Ağnam Resmi (koyunlar vergisi) Kanunu, Birinci Meclisin kanun koyucu olarak çıkardığı ilk kanundur. Ankara’da kurulan Meclisin, yasama organı olarak ilk tasarrufunu vergi alanında yapması hayli anlamlıdır. Yeni Meclisin ilk kanunlaştırma faaliyetinin vergi düzenlemesi olması tesadüf değil, tarihi şartların bir sonucudur. Meclis-i Mebusan’da yarım kalan yasama faaliyetinin Ankara’da toplanan Meclis tarafından görüşülüp sonuçlandırılması, parlamento tarihimizdeki devamlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Osmanlı kayıtlarında “Adet-i Ağnam”, “Resm-i Ganem” olarak da geçen Ağnam Vergisi, şer’i vergiler kapsamında koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvan sayısına bağlı olarak tahsil edilmekteydi. Genellikle, hayvanların kuzulama ve doğurma döneminden sonraki nisan ve mayıs aylarında toplanmaktaydı. Duruma ve coğrafi bölgeye göre değişiklik göstermekle birlikte genel olarak iki koyun veya keçi karşılığı bir akçe şeklinde uygulanmaktaydı. Osmanlı-Türk devlet geleneğinde ağnam resmi, vergi türü olarak kabul görmüş olmakla birlikte, ağır ve zor şartlar altında yaşayan çiftçi ve köylünün özellikle son dönemlerde oranın yükseltileceği yönündeki iddiaları endişeyle takip etmesine sebep olmuştu.
Fatih Kanunnamesinde üç koyuna bir akçe olan vergi miktarı daha sonraları yükseltilmişti. İkinci Meşrutiyet döneminde 1909 ve 1910 yıllarında, Ağnam Resmi hakkında hazırlanan iki ayrı teklif de sonuçlandırılamadığı[1] için Fatih Kanunnamesinden itibaren Osmanlı Devlet geleneğinde önemli bir vergi kaynağı olan küçükbaş hayvanların vergilendirilmesi bağlamındaki değişiklik ihtiyacı güncelliğini korumuş ve Ankara’da kurulan Meclisin kucağında bulduğu bir mesele olmuştur.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinde verginin sekiz misli arttırılmasını öngören ve İstanbul’un işgali üzerine Bütçe Komisyonu’nda görüşülme aşamasında kalan teklifin Ankara hükümeti tarafından yüksek oranlı bir şekilde tamamlanacağı söylentisi, yeni açılan TBMM’nin geniş halk desteğine şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde ivedilikle açıklığa kavuşturulması gereken bir meseleye dönüşmüştü. İngiliz uçakları da havadan propaganda amaçlı bildiriler atmaktan geri durmuyordu. Çünkü, Meclisin açıldığı günlerde, koyun, keçi gibi hayvanlardan alınan vergi miktarının sekiz misli artırılacağı dedikoduları Anadolu’da yayılmaya başlamıştı. Bu söylentilerden dolayı huzursuz olan ve hayvancılıkla uğraşan köylülerin Meclise olan desteğini kaybetmemek için vergi yükümlüklerinin makul düzeyde tespiti büyük önem kazanmıştı.
Böylece, Osmanlı döneminden kalan güncel bir meselenin çözüme kavuşturulması amacıyla vergi oranının bir önceki yılda alındığı düzeyde sabit tutulması yönündeki kanunlaştırma faaliyeti, yeni Meclisin ilk gündem maddesi olmuştu.
Kırşehir Mebusu Müfid Bey ve arkadaşları, etrafta küçükbaş hayvan vergilerinin arttırılacağı ve halkın bu durumdan dolayı huzursuz olduğu yönündeki iddiaların dolaştığı gerekçesiyle hazırladığı önergeyi Meclis’e sunmuştur.
“Ağnam Resmi hakkında her tarafta dedikodular mevcud olduğundan müstacileyet kararıyla Ağnam Resmi miktarının bugün Meclisi Alice tayinini ve hemen her yere tebliğini ve esas maksadın Meclisi Alice makamı hilafeti ve Halife-i mukaddesemizi kurtararak başımızda görmekten ibaret olduğunun tamimini teklif ediyoruz.”[2] Görüşmeler esnasında, Erzurum Mebusu Celaleddin Arif Bey, bu verginin eskiden olduğu gibi dört misli uygulanmasını öngören başka bir önerge (takrir) sunmuştur.
“Kırşehir mebusu Müfid Efendi Hazretleriyle rüfekayı muhteremesinin imza edip Meclisi Alinize takdim ettiği takrirden biraz bahsetmek isterim. O da, malumualiniz olduğu veçhile Ağnam Resminin tenzili meselesidir…
Görüyorum ki, en büyük fikrimiz memleketimizi kanuni bir hale irca eylemektir. Onun için Meclisi Alinizin en evvel kanuni bir harekette bulunmasını istirham ederim. Çünkü daha esas itibariyle kabul olunmamış olan ve sekiz mislinde olan ağnamın yine geçen senede olduğu gibi dört misline, yani 820) kuruşa tenzilini taleb ederim. (iştirak ederiz sedaları) Diğer taraftan malumualinizdir ki, vergi mesailinde her şeyden evvel nazarı itibara alınacak olan müsavattır. Burada sekiz misli, Bolu sancağı dört, Kütahya iki misli olmak üzere bu resmi tarhediyor. Bunun her tarafta siyyan bir surette tenzil edilmesini talebederim. (muvafık, muvafık sadaları)”[3]
Celaleddin Arif Bey’in bu son teklifi kabul görmüş ve vergi oranının bir önceki yılda olduğu gibi 4 katı şeklinde uygulanması görüşü öne çıkmıştı. Böylece, Ağnam Resmi Kanunu, 24 Nisan 1920 tarihli İkinci Birleşimde oy çokluğuyla kabul edilerek kanunlaşmıştır. Yeni Meclisin, komisyon etabı olmaksızın doğrudan kabul ettiği vergi kanunu, Osmanlı dönemine ait eski kanunda değişiklik yapılmayacağına dair duyuru mahiyetindedir.
Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in, 14 Aralık 1920 tarihinde “Büyük Millet Meclisince neşredilmiş ve edilecek olan kanunlara numara vaz’ına dair” takriri üzerine alınan 82 Numaralı Meclis Kararı gereğince, kanunların bulunması ve aranmasında kullanım kolaylığı sağlama amacıyla, daha evvel çıkarılan ilk kanundan başlayarak numaralandırılması sistemi getirilmiştir.[4] Dolayısıyla, “kanunların numaralandırılmasını” düzenleyen 14 Aralık 1920 tarihli ve 82 Numaralı Meclis Kararı[5] gereğince, Ağnam Resmi Kanunu, 1 numarada yerini almıştır. Kanun, maddi imkansızlıklardan dolayı yaklaşık on ay sonra yayımlanmaya başlayan Ceride-i Resmiye’de 7 Şubat 1921 tarihli ve 1 sayılı nüshada gecikmeli şekilde gazetenin ilk sayısının üçüncü sayfasında yayımlanmıştır.
Görüldüğü gibi, TBMM Kanunlar Dergisi ve Resmi Gazetede yayımlanan Kanun metni, daha çok karar metinlerini andıran şekilde ve tek cümleden ibarettir. Madde sistematiğine sahip olmayan kanunun, yürürlük ve yürütme maddesi de bulunmamaktadır. Kanun tekniği bakımından, esasen yeni bir kod kanun yazılması yoluna gidilmemiş, Osmanlı döneminde yürürlükte bulunan kanunun son halinde geçen “dört katı” şeklindeki oranın aynen muhafaza edilmesini düzenleyen “çerçeve kanun” tipi bir kanunlaştırma usulü tercih edilmiştir. Kanun maddesinin “ağnam resminin eskiden olduğu gibi dört misli ödetilmesine/tahsiline karar verilmiştir” Şeklindeki hüküm kısmı, Osmanlı dönemindeki uygulamaya aynen devam edileceğini ilan eden bir karar metnini andırmaktadır. Ancak, kanaatimizce, yasama organı tarafından tercih edilen usul ve niteleme, esas belirleyici olduğu için kabul edilen metnin, maddi yönden “kanun” niteliği taşıdığı hususunda tereddüde yer bulunmamaktadır.
Yeni Meclisin Ağnam Resmi Kanununu, öncelikle ve ivedilikle görüşmesi ve ilk olarak kanunlaştırması, Anadolu’da yayılmaya başlayan aleyhte söylentilerin önünü almaya yönelik acil bir tedbir niteliğindedir. Diğer taraftan, vergilendirme yetkisinden başlayarak İstanbul Hükümetinin Ankara’da açılan yeni Meclis tarafından yok sayılmaya başlandığının göstergesidir. Başka bir ifadeyle, koyunlar vergisiyle ilgili mali düzenleme, TBMM’nin yeni bir devlet kurma yolunda irade ve kararlılığını ortaya koyması anlamına geliyordu. Ankara’da kurulan Meclis, Ağnam Resmi Kanunu yoluyla, kendi mali otoritesini ilan etmiş olmakta ve en azından vergilendirme yetkisi bağlamında İstanbul Hükümetinin yerini aldığını ortaya koymaktaydı. Kanunla, devlet olmanın gereği olarak yapılacak harcamalara mali kaynak sağlamak üzere her bölgede eşit ve aynı oranda vergi toplanmaya başlanması yeniliği de getirilmiştir. Dolayısıyla Ağnam Resmi, sadece mali bir adım değil, iç ve dış kamuoyu bakımından teşrii (yasama) kuvvetin resmen ve fiilen Ankara’da açılan Meclis’e devrinin tarihi anlamdaki miladı işlevini görmüştür.
[1] E. Demirel (2020), “İlk TBMM’nin İlk Kanunu: Ağnam Resmi”, Ankara, Vakanüvis-Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, Yı/vol.5, TBMM’nin 100. Yılı Özel Sayısı, s.19-36.
[2] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre:1, İçtima.1, İ.2.
[3] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre:1, Cilt: 1, İ.1, 24 Nisan 1920, s.39.
[4]14.12.1920 tarihli ve 82 Numaralı Karar için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, Devre:1, CilT:4, İçtima:1, İ.114, s.35
[5]( https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d01/c006/tbmm01006114.pdf), (erişim tarihi:14.10.2021)
[6] TBMM Kavanin Mecmuası, TBMM Matbaası, Devre:1, Cilt:1 (25 Mart 1943).



