
İsrail Siyasetinde Harediler: Statüko, Askerlik Muafiyeti ve Derinleşen Toplumsal Tartışma
- BKBahar Kevser Karakoç
İsrail, kuruluşundan itibaren güvenlik sorunlarıyla anılan bir devlet olsa da ülke siyasetini şekillendiren tek unsur dış tehditler olmamıştır. Toplumun farklı kesimleri arasında yıllardır devam eden sosyal ve siyasi anlaşmazlıklar da İsrail'in iç politikasını doğrudan etkilemektedir. Bu tartışmaların en önemli örneklerinden biri, seküler devlet yapısı ile Ultra Ortodoks Yahudiler olarak bilinen Harediler arasındaki ilişkidir. Özellikle askerlik hizmeti, eğitim sistemi ve devlet destekleri konusunda yaşanan görüş ayrılıkları son yıllarda daha görünür hâle gelmiştir.
Harediler, dini kuralları hayatın merkezine yerleştiren ve modern ve onların dini düşüncelerine aykırı olan neredeyse her şeyi reddeden bir topluluk olarak bilinmektedir. İsrail Devleti ise kuruluşundan itibaren bu topluluğa belirli dini ve idari imtiyazlar tanımıştır. Bu imtiyazların en önemlisi zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmalarıdır. Devletin kuruluş döneminde sınırlı bir grubu kapsayan bu uygulama, zaman içinde Haredi nüfusunun artmasıyla birlikte hem siyasi hem de toplumsal açıdan önemli tartışmalara yol açmıştır.
Tarihsel Arka Plan: Statüko Anlaşması ve Askerlik Muafiyetinin Doğuşu
İsrail'de Haredilerin askerlikten muaf tutulmasının temelleri devletin kuruluş yıllarına uzanmaktadır. 1948 yılında Başbakan David Ben-Gurion ile Haredi liderler arasında yapılan ve literatürde Statüko Anlaşması olarak anılan uzlaşma, yeni kurulan devlet ile dini çevreler arasında denge kurulmasını amaçlamıştır [1]. Bu kapsamda yaklaşık 400 Yeşiva öğrencisine "Torato Umanuto" (Onun mesleği Tevrat'tır) ilkesi doğrultusunda askerlikten muaf olma hakkı verilmiştir [2].
Bu karar alınırken temel amaç, Holokost sonrasında zarar gören dini eğitim geleneğinin korunmasıydı. Fakat o dönemde muafiyet yalnızca çok ufak bir öğrenci grubunu kapsadığı için kamuoyunda önemli bir tartışma yaratmamıştır ve İsrail'in kuruluş sürecindeki siyasi koşullar dikkate alındığında bu uygulama geçici ve istisnai bir düzenleme olarak değerlendirilmiştir.
Ancak ilerleyen yıllarda Haredilerin doğurganlık oranının ülke ortalamasının oldukça üzerinde seyretmesi nüfus yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir [3]. İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün yayımladığı son raporlara göre Harediler günümüzde yaklaşık 1,3 milyonluk nüfusa ulaşmış ve ülke nüfusunun yüzde 13'ünü oluşturmaya başlamıştır [4]. Bu değişim, başlangıçta birkaç yüz kişiyi ilgilendiren askerlik muafiyeti artık yüz binlerce kişiyi kapsayan bir uygulamaya dönüşmüştür.
Nüfus artışına paralel olarak Haredilerin siyasal etkisi de güçlenmiştir. Özellikle koalisyon hükümetlerinin yaygın olduğu İsrail siyasetinde Haredi partileri önemli siyasi gücü elde etmiş ve askerlik muafiyetinin korunması temel siyasi taleplerinden biri hâline gelmiştir. Böylece geçmişte dini bir uzlaşma olarak görülen muamele, günümüzde eşitlik, vatandaşlık ve kamu politikaları açısından yeniden tartışılmaya başlanmıştır.
Siyasal ve Sosyo-Ekonomik Ayrışma
Haredilerin İsrail toplumundaki konumu yalnızca askerlik meselesiyle sınırlı değildir. Eğitim sistemi, iş gücüne katılım ve devlet yardımları gibi konular da uzun yıllardır tartışılmaktadır. Haredi toplumu, dini yaşamı merkeze alan ve kendi geleneklerini korumaya ant içmiş, dış dünyaya neredeyse kapalı bir sosyal yapı oluşturmuştur. Bu nedenle eğitimden çalışma hayatına kadar birçok alanda İsrail toplumunun geri kalanından farklı bir yaşam biçimi yaşamaktadırlar.
Haredilere ait okullarda eğitim büyük ölçüde dini metinlere dayanmaktadır. Tevrat ve Talmud dersleri temel müfredatı oluştururken matematik, fen bilimleri ve İngilizce gibi dersler birçok okulda oldukça sınırlı düzeyde verilmektedir [5].
Son yıllarda devlet bu konuda bazı reform girişimlerinde bulunsa da bu değişiklikler Haredi toplumunun bir bölümü tarafından dini yaşam tarzına müdahale olarak görülmektedir [6].
Eğitim sisteminin doğal sonucu olarak özellikle Haredi erkeklerin iş gücüne katılım oranı ülke ortalamasının altında kalmaktadır [7]. Birçok erkek uzun yıllar boyunca Yeşivalarda dini eğitim almaya devam etmekte, bu süreçte düzenli bir işte çalışmamaktadır. Buna karşılık kadınların çalışma hayatına katılım oranı erkeklere göre daha yüksektir ve birçok ailede temel gelir kadınların çalışmasıyla sağlanmaktadır. Kadınlar hem çalışıp hem de çocuklara bakarlar. Yine de çok çocuklu aile yapısı nedeniyle devlet yardımları ve kendi cemaatleri Haredi toplumunun ekonomik yaşamında önemli bir yer tutmaktadır.
Bu durum seküler İsrailliler arasında adalet tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Vergi veren, çalışan ve zorunlu askerlik yapan vatandaşlar, devlet bütçesinden büyük bir pay alan ancak askerlik hizmetine katılmayan bir topluluğun bulunmasını eşitlik ilkesine aykırı olarak değerlendirmektedir. İsrail kamuoyunda sıkça kullanılan "Şivyon ba-Netel" (yükün eşit paylaşılması) kavramı da bu tartışmayı özetlemektedir [8]. Özellikle genç nüfus arasında herkesin askerlik veya kamu hizmeti konusunda benzer sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini savunmaktadır.
Bununla birlikte Haredi toplumunun konuya bakışı farklıdır. Haredi liderlere göre dini eğitim yalnızca bireysel bir tercih değil, Yahudi halkının kimliğini koruyan temel unsurlardan biridir. Bu nedenle Tevrat çalışmaları da en az askerlik kadar önemli bir ulusal hizmet olarak görülmektedir. Onlara göre “Bizim silahımız Tevrat'tır, biz dua ederek ve okuyarak İsrail'i koruyoruz" diyerek askere gitmezler, dini eğitim sayesinde Yahudi geleneği korunmakta ve toplumun manevi temelleri güçlenmektedir. Dolayısıyla askerlik muafiyeti bir ayrıcalık değil, devletin kuruluşundan bu yana devam eden tarihsel bir uzlaşmanın parçasıdır.
Bu farklı bakış açıları nedeniyle tartışma yalnızca ekonomik boyutta kalmamaktadır. Aynı zamanda vatandaşlık sorumluluklarının nasıl paylaşılması gerektiği konusunda da farklı görüşe sahiptir.
Bir tarafta herkesin aynı yükümlülüklere sahip olması gerektiğini savunan sekülerler, diğer tarafta ise dini yaşamın korunmasının devlet tarafından güvence altına alınması gerektiğini düşünen Harediler bulunur.
Koalisyon Siyaseti ve Haredi Partilerinin Etkisi
Haredilerin İsrail siyasetindeki etkisinin bu kadar büyük olmasının temel nedenlerinden biri seçim sistemidir. İsrail'de nispi temsil sistemi uygulanmaktadır ve seçim barajı düşüktür. Bu nedenle tek bir partinin parlamentoda çoğunluğu sağlaması neredeyse mümkün olmamakla birlikte hükümetler genellikle koalisyon yoluyla kurulmaktadır.
Bu siyasi yapı, oy oranı görece düşük olan partilere de önemli bir pazarlık gücü kazandırmaktadır. Haredileri temsil eden Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri bunun en belirgin örnekleri arasında yer almaktadır [9]. Bu partiler çoğu seçimde tek başlarına hükümet kurabilecek oy oranına ulaşamasalar da koalisyonların kurulabilmesi için gerekli milletvekili desteğini sağlayabilirler. Haredi partilerinin önceliği çoğu zaman dış politika veya güvenlik konuları değildir. Bunun yerine Haredilerin dini ve sosyal haklarını korumaya odaklanmaktadırlar. Askerlik muafiyetinin sürdürülmesi, Yeşivalara ayrılan bütçenin artırılması ve dini eğitim kurumlarının devlet tarafından desteklenmesi bu partilerin temel talepleri arasında yer almaktadır.
Son dönemde, sağ koalisyonların işleyiş şekli daha belirgin hale gelmiştir. Özellikle Benjamin Netanyahu’nun liderliği sayesinde, Haredi partilerinin desteğinin parlamento çoğunluğunu korumadaki rolü vazgeçilmez hale gelmiştir. Sonuç olarak, askerlik muafiyeti konusunda kapsamlı reformların kabul edilmesi sürecinde, hükümetlerin siyasi dengeleri göz önünde bulundurması gerekmiştir. Söz konusu mesele, İsrail siyaseti için ciddi bir ikilem oluşturmaktadır; zira kamuoyunun önemli bir kısmı askeri yükün herkese eşit olarak dağıtılmasını talep ederken, hükümet koalisyon ortağını kaybetmemek adına mevcut durumu korumak istemektedir.
Dolayısıyla, siyasi kaygılar ile kamu politikası hedefleri arasında bir uzlaşma sağlanmalıdır. Siyasi retorik zaman zaman çok sert olsa da Haredi ve diğer sağcı partilerin iş birliği yalnızca kendi çıkarlarından kaynaklanmamaktadır.
Güvenlik politikaları, muhafazakâr değerler ve bazı toplumsal konularda ortak görüşlere sahip olmaları da bu ittifakların sürmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak askerlik meselesi gündeme geldiğinde koalisyon ortakları arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkabilmektedir.
7 Ekim Sonrası Güvenlik Tartışmaları ve Yüksek Mahkeme Kararı
Haredilerin zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması konusu, İsrail’deki siyasi tartışmalarda zaten önemli bir yer tutuyordu; ancak son zamanlarda, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırının ardından bu sorun özellikle acil bir hal aldı. Saldırı nedeniyle İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), görevlerini sürdürmek ve çok sayıda yedek askeri görevlendirmek zorunda kaldı. Bu durum, IDF’ye olan talebi artırmış ve toplumda askerlik yükünün eşit dağılımı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Çatışmanın devam etmesiyle birlikte, birçok yedek asker sivil hayattan uzakta uzun süreler geçirmek zorunda kalmıştır. Haredi gençlerinin önemli bir kısmının askerlik hizmetinden muaf tutulması, özellikle toplumun laik kesimleri arasında eleştirilere yol açtı. Kamuoyunda yaygın görüşlerden biri, tüm toplumun güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğu bu dönemde, yurttaşlık görevlerinin eşit bir şekilde dağıtılması gerektiğidir. Dolayısıyla, askerlik meselesi salt hukuki bir konunun ötesine geçerek, sosyal adalet ve yurttaşlık bilinciyle bağlantılı bir meseleye dönüşmüştür.
Bu süreçte önemli gelişmelerden biri de İsrail Yüksek Mahkemesinin 2024 yılında verdiği karardır. Mahkeme, Haredilere tanınan genel askerlik muafiyetinin mevcut hâliyle devam ettirilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığına hükmetmiş ve devletin bu konuda yeni bir düzenleme yapması gerektiğini belirtmiştir [10]. Ayrıca askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrencilerin eğitim gördüğü Yeşivalara aktarılan bazı kamu fonlarının durdurulmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı, yıllardır ertelenen tartışmayı yeniden ülke gündeminin ilk sıralarına taşımıştır.
Kararın ardından hükümet üzerinde iki farklı yönden baskı oluşmuştur. Bir tarafta eşitlik ilkesinin uygulanmasını isteyen kamuoyu ve yargı bulunurken, diğer tarafta ise koalisyonun önemli ortaklarından olan Haredi partileri yer almaktadır. Haredi liderler, zorunlu askerliğin dini yaşam biçimlerini olumsuz etkileyeceğini savunurken, seküler kesim bunun devlet karşısında ayrıcalıklı bir konum oluşturduğunu düşünmektedir. Bu nedenle hükümetin atacağı her adım hem siyasi dengeleri hem de toplumsal huzuru doğrudan etkileyebilecek niteliktedir.
Son dönemde farklı çözüm önerileri de gündeme gelmiştir. Bunlar arasında Haredilerin tamamının değil, belirli bir bölümünün kademeli olarak askere alınması, askerlik yerine sivil kamu hizmeti seçeneğinin geliştirilmesi ve dini eğitim ile askerlik arasında daha esnek modeller oluşturulması yer almaktadır. Ancak bugüne kadar bu önerilerin hiçbiri tüm tarafların üzerinde uzlaşabileceği kalıcı bir çözüme dönüşmemiştir.
Haredi nüfusuna askerlik muafiyeti tanınması politikası, tarih boyunca büyük önem kazanmıştır. Bu politika, başlangıçta ülkenin kuruluşu sırasında yalnızca birkaç din alimine koruma sağlamak amacıyla benimsenmişti. Haredi halkının nüfusundaki artış ve siyasi etkisinin artması sonucunda, bu politika bir kamu politikası sorunu haline gelmiştir. Günümüzde bu konuyla ilgili tartışmalar, yalnızca askerlik hizmetinin kendisiyle sınırlı kalmayıp, eğitim, kamu fonlarının dağıtımı, işgücü piyasasına katılım ve sivil katılım gibi unsurları da kapsamaktadır. Aynı zamanda, İsrail’deki siyasi ortam ve seçim süreci de bu konudaki karmaşıklığa katkıda bulunmaktadır. Haredi siyasi partileri hükümetlerin kurulmasında sıklıkla kilit rol oynadığından, gerekli değişiklikleri hayata geçirmek çoğu zaman zor olmaktadır. Öte yandan, 7 Ekim’den sonra güvenlik konusunda artan gereklilikler ve genel halkın eşitlik konusundaki taleplerinin artması, mevcut duruma ek baskı yaratmaktadır.
Bununla birlikte, sorunu yalnızca güvenlik veya ekonomik açıdan incelemek yetersiz kalır. Aslında, Haredi Yahudilerinin dini yaşam biçimi ve tarihsel bilinci, dikkate alınması gereken kilit konulardır. Bu nedenle, kalıcı bir çözüm, yalnızca dini özgürlüğü korumakla kalmayıp, aynı zamanda vatandaşlık yükümlülüklerinin eşit bir şekilde paylaşılmasını da sağlayacak dengeli bir politika yaklaşımına dayanmalıdır. Genel olarak, Haredi sorunu, İsrail’in iç politikası ve devlet-toplum ilişkileri üzerinde de etkileri olan karmaşık bir sorundur. Bu tartışmanın önümüzdeki yıllarda da devam etmesi beklenebilir. Ancak, paydaşların mutabakatına dayalı reformların kabul edilmesi olumlu sonuçlar doğurabilir.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] Religion and State in Israel: The Status Quo Agreement, Jewish Virtual Library, https://www.jewishvirtuallibrary.org/the-status-quo-in-israel, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[2] Israel's Religiously Divided Society, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/religion/2016/03/08/israels-religiously-divided-society/, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[3] Population of Israel on the Eve of 2024, Israel Central Bureau of Statistics (CBS), https://www.cbs.gov.il/en/mediarelease/Pages/2023/Population-of-Israel-on-the-Eve-of-2024.aspx, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[4] Statistical Report on Ultra-Orthodox (Haredi) Society in Israel 2024, Israel Democracy Institute, https://en.idi.org.il/articles/52976, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[5] The Integration of the Ultra-Orthodox Population into Israeli Society, The Knesset Research and Information Center, https://main.knesset.gov.il/EN/activity/mmm/The_Integration_of_the_Ultra-Orthodox_Population.pdf, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[6] Devlet İçinde Devlet: İsrail'de Ultra Ortodoks Eğitim Sistemi, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/devlet-icinde-devlet-israilde-ultra-ortodoks-egitim/2845610, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[7] The Haredi Challenge: Demographics, Employment, and the IDF, The Institute for National Security Studies (INSS), https://www.inss.org.il/publication/the-haredi-challenge/, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[8] İsrail'de 'Kan Vergisi' İsyanı: Laik Kesim Haredilerin Askere Gitmesini İstiyor, Independent Türkçe, https://www.indyturk.com/node/708681/dünya/israilde-kan-vergisi-isyani, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[9] Why Israel's ultra-Orthodox military exemption is so controversial, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/cj55z2m1p0lo, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026
[10] Israel's top court orders end to military exemption for ultra-Orthodox men, Reuters, https://www.reuters.com/world/middle-east/israels-supreme-court-rules-state-must-draft-ultra-orthodox-jews-military-2024-06-25/, Son Erişim Tarihi: 23 Temmuz 2026



