
Batı Şeria’da Yerleşim Politikası: Netanyahu’nun İç Siyaseti ve İki Devletli Çözümün Geleceği
- ATAslıhan Taşkın
İsrail ile Filistin arasındaki çatışmanın en önemli meselelerinden biri olan Batı Şeria meselesi, Ağustos 2026’da İsrail hükümetinin yerleşim politikalarını hızlandırmasıyla yeniden uluslararası gündemin merkezine taşınmıştır. Özellikle Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasında bulunan E1 bölgesinde 1.200’den fazla konut için ihale sürecinin başlatılması, yalnızca yeni yerleşim alanlarının oluşturulması olarak değerlendirilmemelidir. E1 projesi, Batı Şeria’nın kuzey ve güney kesimleri arasındaki coğrafi bağlantıyı zayıflatabilecek ve Filistin’in toprak bütünlüğünü ciddi biçimde etkileyebilecek stratejik bir girişimdir. 20 Ağustos’ta İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç tarafından yapılan ortak açıklamada da E1 projesinin Batı Şeria’yı böleceği ve iki devletli çözümün uygulanabilirliğini zayıflatacağı vurgulanmıştır.[1]
Bu gelişmeler, Netanyahu hükümetinin yerleşim politikasının yalnızca güvenlik veya konut ihtiyacı üzerinden açıklanamayacağını göstermektedir. Bu adımlar, İsrail’de yaklaşan seçimler dolayısıyla hükümetin bu politikayı sürdürmesi açısından önemli bir iç siyasi motivasyon oluşturabilir. Dolayısıyla Batı Şeria’daki son gelişmeler; İsrail iç siyaseti, ideolojik hedefler, bölgesel hâkimiyet ve iki devletli çözümün geleceği arasındaki ilişki üzerinden değerlendirilmelidir.
Yerleşim Politikası: Siyasi Tercihten İdeolojik ve Stratejik Hedefe
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikasını yalnızca mevcut hükümetin kısa vadeli siyasi hesaplarıyla açıklamak eksik kalacaktır. Yerleşimci hareketinin önemli bir bölümü, bölgeyi yalnızca güvenlik açısından değil, Yahudi tarihinin ve İsrail devletinin toprakları açısından ideolojik bir anlam taşıyan alan olarak görmektedir. Nitekim Netanyahu 26 Ağustos'ta yaptığı açıklamada Batı Şeria'da daha fazla yerleşim kurulacağını belirtmiş ve daha önce kurulan ve yasallaştırılan yerleşimlerin sayısını öne çıkarmıştır. Netanyahu'nun açıklamalarında Batı Şeria'nın İsrail açısından tarihsel ve ideolojik anlamına yaptığı vurgu, yerleşim politikasının yalnızca güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağını göstermektedir.[2]
Bununla birlikte ideolojik motivasyonun varlığı, iç siyasi hesapların önemini ortadan kaldırmamaktadır. İsrail'de 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimler öncesinde yerleşimlerin genişletilmesi, Netanyahu hükümetinin sağ seçmen ve yerleşimci hareketi açısından siyasi desteğini güçlendirebilecek bir politika olarak değerlendirilebilir. Nitekim 18 Ağustos'ta E1 projesi kapsamında 1.234 konut için ihale açılması ve bu sürecin seçimlerden kısa süre önce başlatılması, uluslararası insan hakları kuruluşlarının da dikkatini çekmiştir. Human Rights Watch, ihalenin seçim tarihinden kısa süre önce açılmasını, sahada geri döndürülmesi zor yeni bir durum yaratma girişimi olarak değerlendirmiştir.[3]
Burada önemli olan nokta, Netanyahu'nun politikasının sadece “seçim kazanmak amacıyla” uygulandığını iddia etmek değildir. Böyle bir açıklama, yerleşimci hareketinin tarihsel ve ideolojik boyutunu göz ardı eder. Daha doğru bir değerlendirme, ideolojik hedeflerle seçimsel çıkarların birbirini güçlendirdiği yönündedir. Netanyahu açısından yerleşim politikasının devam ettirilmesi hem hükümet içerisindeki sağ ve milliyetçi aktörlerin taleplerine cevap vermekte hem de seçim öncesinde bu kesimlerin desteğini koruma imkânı sağlamaktadır.
E1 Projesi ve Filistin Devletinin Coğrafi Bütünlüğü
Batı Şeria’daki son gelişmeler içerisinde E1 projesini diğer yerleşim girişimlerinden ayıran temel unsur, projenin konumudur. E1 bölgesi Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasında yer almakta ve burada kurulacak yerleşim alanlarının Batı Şeria'nın kuzey ve güney kesimleri arasındaki bağlantıyı zayıflatabileceği değerlendirilmektedir. Filistin Devlet Başkanlığı da 20 Ağustos'ta yaptığı açıklamada E1 projesinin Filistin devletinin kurulmasını tehdit ettiğini ve bölgenin mevcut politikalar nedeniyle tehlikeli bir noktaya sürüklendiğini belirtmiştir.[4]
Bu nedenle E1 meselesini yalnızca “kaç yeni konut yapılacağı” üzerinden değerlendirmek yanıltıcıdır. Buradaki asıl mesele, yerleşimlerin hangi bölgelere ve hangi stratejik amaçlarla yayıldığıdır. Eğer yerleşim alanları Filistinlilerin gelecekte devlet kurmayı hedeflediği bölgelerde birbirleriyle bağlantılı bir yapı oluşturursa, ortaya yalnızca nüfus değişimi değil, aynı zamanda siyasi ve coğrafi bir dönüşüm çıkmaktadır.
Avrupa Birliği'nin 23 Ağustos'ta yaptığı açıklama bu açıdan önemlidir. AB, İsrail hükümetinin E1 projesi kapsamında 1.200'den fazla konut için ihale yayımlamasının iki devletli çözüm ihtimalini ciddi biçimde zedelediğini ve projenin uygulanması halinde Batı Şeria'nın ikiye bölüneceğini belirtmiştir. AB ayrıca yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki tutumunu yinelemiştir[5]
Uluslararası Tepkiler ve Caydırıcılık Sorunu
İsrail'in yerleşim politikasına yönelik uluslararası eleştiriler yeni değildir; ancak Ağustos 2026'daki gelişmeler uluslararası toplumun tepkisinin devam ettiğini göstermektedir. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç 20 Ağustos'taki ortak açıklamalarında E1 projesinin kabul edilemez olduğunu belirtmiş ve İsrail hükümetine planı geri çekme çağrısı yapmıştır. Açıklamada ayrıca projeye katılacak şirketlerin hukuki ve itibar açısından sonuçlarla karşılaşabileceği konusunda uyarı yapılmıştır.
Benzer biçimde Avrupa Birliği de 23 Ağustos'ta İsrail'e E1 planını durdurma çağrısında bulunmuştur. 26 Ağustos'ta ise ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin Demokrat üyesi Gregory Meeks, Başkan Donald Trump'a İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim planlarının durdurulması için harekete geçme çağrısında bulunmuştur.[6]
Bütün bu tepkilere rağmen Netanyahu'nun 26 Ağustos'ta yerleşimlerin devam edeceğini açıklaması önemli bir soruya işaret etmektedir: Uluslararası toplumun eleştirileri İsrail'in politika tercihini değiştirmek için neden yeterince caydırıcı olmamaktadır? Burada İsrail hükümetinin maliyet-fayda hesabından söz etmek mümkündür. Yerleşimlerin genişletilmesinin İsrail iç siyasetindeki getirisi Netanyahu hükümeti açısından yüksek görünürken, uluslararası eleştirilerin kısa vadede oluşturduğu maliyet daha sınırlı kalmaktadır. Başka bir ifadeyle, uluslararası toplumun kınaması siyasi bir maliyet yaratmasına rağmen Netanyahu hükümetinin bu maliyeti kabul edilebilir gördüğü düşünülebilir. Bu durum uluslararası ilişkiler açısından önemli bir çelişki ortaya çıkarmaktadır. Uluslararası toplum iki devletli çözümü desteklediğini açıklarken İsrail sahada bu çözümün uygulanabilirliğini azaltabilecek adımlar atmaktadır. Eğer uluslararası açıklamalar somut siyasi veya ekonomik sonuçlarla desteklenmezse, bu açıklamaların caydırıcılığı sınırlı kalabilir.
Sonuç
Ağustos 2026'da Batı Şeria'da yaşanan gelişmeler, yerleşim politikasının yalnızca yeni konutların inşa edilmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle E1 projesi, yerleşimlerin stratejik bölgelerde genişletilmesi yoluyla Batı Şeria'nın coğrafi yapısının değiştirilmesi ve gelecekteki Filistin’in toprak bütünlüğünün zayıflatılması açısından önem taşımaktadır. Netanyahu hükümetinin politikası hem tarihsel ve ideolojik hem de iç siyasi motivasyonlarla açıklanabilir. Yerleşimci hareketinin İsrail toplumundaki ideolojik karşılığı, hükümetin bu politikayı sürdürmesi için uzun vadeli bir zemin sağlarken, yaklaşan seçimler de yerleşim politikasının kısa vadeli siyasi değerini artırmaktadır. Bu nedenle seçim öncesi dönem, Netanyahu açısından sağ seçmen ve yerleşimci tabanını konsolide etmek için önemli bir fırsat yaratmış olabilir.
Ancak meselenin daha önemli boyutu E1 gibi stratejik alanlarda ortaya çıkmaktadır. Burada amaç yalnızca daha fazla İsrailli yerleşimciyi bölgeye yerleştirmek değil, aynı zamanda sahadaki coğrafi ve siyasi gerçekliği değiştirmek olabilir. E1'in Batı Şeria'nın kuzey ve güney bölümleri arasındaki bağlantıyı zayıflatma ihtimali, iki devletli çözümün yalnızca siyasi değil, coğrafi olarak da uygulanabilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.
Sonuç olarak, uluslararası toplumun yoğun eleştirilerine rağmen İsrail hükümetinin yerleşim politikasını sürdürmesi, mevcut uluslararası baskının yeterli caydırıcılık üretmediğini göstermektedir. Netanyahu açısından iç siyasi ve ideolojik kazanımların, uluslararası alandaki eleştirilerin oluşturduğu maliyetten daha önemli görülmesi mümkündür. Bu nedenle Batı Şeria'daki yerleşim politikasının geleceği yalnızca İsrail-Filistin ilişkilerini değil, iki devletli çözümün gerçekten uygulanabilir olup olmadığını da belirleyecek temel unsurlardan biri olacaktır.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] Anadolu Ajansı: Batılı ülkelerin E1 projesine tepkisi. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/batili-ulkeler-israilin-dogu-kudusteki-e1-yasa-disi-yerlesim-projesine-tepki-gosterdi/4033223 son erişim tarihi: 26 Ağustos 26
[2] Anadolu Ajansı: Meeks'in E1 projesine tepkisi ve Netanyahu hükümetinin yerleşim politikası. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-temsilciler-meclisi-uyesi-meeksten-israilin-bati-seriadaki-yasa-disi-yerlesim-planina-tepki/4037591 son erişim tarihi: 26 Ağustos 26
[3] Avrupa Birliği / EEAS: E1'in iki devletli çözüme etkisi konusunda AB'nin resmi açıklaması. https://www.eeas.europa.eu/eeas/statement-high-representative-israels-e1-west-bank-settlement-plan_en son erişim tarihi: 26 Ağustos 26
[4]Anadolu Ajansı: Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın E1 projesine ilişkin açıklaması. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abbas-israilin-e1-yasa-disi-yerlesim-projesinin-filistin-devletinin-kurulusunu-tehdit-ettigini-soyledi/4034080 son erişim tarihi: 26 Ağustos 26
[5] TRT World: Senin gönderdiğin ana haber. Netanyahu'nun yerleşimleri genişletme açıklaması, 104 yerleşim + 160 çiftlik, “Land of Israel” söylemi, E1'in Batı Şeria'nın kuzey-güney bağlantısına etkisi ve seçimler birlikte veriliyor. https://www.trtworld.com/article/919dc9ce0448 son erişim tarihi : 26 Ağustos 26
[6] TRT World: Batı Şeria'daki yerleşimci saldırıları ve İsrail güçlerinin operasyonları. https://www.trtworld.com/article/39517ce1a5bf son erişim tarihi: 26 Ağustos 26



