
Bir Liderin Portresi: Margaret Thatcher
- BKBahar Kevser Karakoç
20. yüzyılın son çeyreğinde, Soğuk Savaş rüzgarlarının yeniden sertleştiği ve İngiltere'nin derin ekonomik krizlerle boğuştuğu bir dönemde iktidara gelen Margaret Thatcher, yalnızca bir dönemi yönetmemiş; kendi adıyla anılan 'Thatcherizm' ideolojisini inşa etmiştir. Orta sınıf bir bakkalın kızı olarak edindiği tutumluluk ve bireysel sorumluluk ilkelerini makroekonomik bir devlet politikası haline getiren Thatcher, İngiliz siyasetindeki yerleşik sosyal refah devleti uzlaşısını kökünden yıkmıştır.¹ Bu analiz, 'Demir Leydi'nin Yeni Sağ ideolojisi etrafında şekillenen vizyonunu, uzlaşmaz karar alma mekanizmasını ve hem iç siyasetteki radikal özelleştirme hamlelerinin hem de uluslararası arenadaki sert güç kullanımının yarattığı dönüştürücü siyasi mirası incelemektedir.
Siyasi liderlik, yalnızca bir ülkenin yönetimiyle değil; liderin kendi geçmişinde biriktirdiği değerler, aldığı eğitim ve dünyaya bakış açısıyla doğrudan şekillenir. Margaret Thatcher, 13 Ekim 1925 tarihinde İngiltere'nin Grantham kasabasında dünyaya gelmiştir. Bir bakkal dükkânı işleten ve aynı zamanda yerel bir Metodist vaiz olan babası Alfred Roberts, onun karakterinin şekillenmesinde en büyük role sahiptir. Thatcher'ın çocukluğu bu bakkal dükkânında; sıkı çalışma, tutumluluk ve kendi ayakları üzerinde durma kavramlarını öğrenerek geçmiştir. Ailesinin ona aşıladığı bu disiplin, ilerleyen yıllarda onun makroekonomik vizyonunun temelini oluşturmuştur. Buna örnek olarak iktidara gelirken 'iyi bir ev hanımı' ve 'bütçesini bilen anne' imajını kasten kullanmıştır. Thatcher'a göre devlet bütçesi de tıpkı bir bakkalın veya bir evin bütçesi gibi denkleştirilmeli, borçlanarak yaşanmamalıydı.² Çocukluğunda edindiği bu bireysel sorumluluk ahlakı, onun sosyal refah devletine karşı geliştirdiği katı duruşun psikolojik altyapısını hazırlamıştır.
Thatcher'ı geleneksel siyasetçilerden ayıran bir diğer önemli faktör ise eğitim hayatı ve profesyonel geçmişidir. Oxford Üniversitesi'nde kimya eğitimi almış, ardından hukuk okuyarak vergi avukatlığı yapmıştır. Fen bilimlerinin ona kazandırdığı analitik, kanıta dayalı ve duygusallıktan uzak düşünme yapısı ile vergi avukatlığının getirdiği pratiklik, kriz anlarındaki karar alma süreçlerine doğrudan yansımıştır.³ Politikada uzlaşmayı değil, doğru olduğuna inandığı verileri savunmayı tercih etmesi, bu profesyonel geçmişinin bir sonucudur. Erkek egemen Muhafazakâr Parti içerisinde orta sınıftan gelen bir kadın olarak siyasete atılması, yükselmesi ve eşi Denis Thatcher'ın ona sağladığı destek onun mücadeleci kimliğini daha da pekiştirmiştir.
Yeni Sağ ve Neoliberalizm ideolojileri Thatcher'ın üzerinde etkili olurken, Friedrich Hayek de Thatcher'a tesir ettiği bilinmektedir. Yeni Sağ, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan genişletilmiş refah devletine ve Keynesçi ekonomi modeline tepki olarak doğan bir siyasi ideolojidir. Klasik liberal serbest piyasa ekonomisi ile muhafazakâr değerlerin birleştirir. Neoliberalizm; devletin piyasa üzerindeki müdahalesinin asgariye indirilmesini, özelleştirme uygulamalarını ve deregülasyonu (piyasa denetimlerinin azaltılmasını) savunan hem siyasi hem de iktisadi bir doktrindir. Hayek, bu fikrin kurucusu sayılan, serbest piyasa ekonomisini 20. yüzyılın ortasında yükselen sosyalist, komünist dalgalara karşı savunan bir ekonomist ve siyaset bilimcidir. Thatcher bu fikir ve düşünürlerden yola çıkarak toplum ve siyasete bakmıştır. Thatcher, toplumsal ve siyasal vizyonunu bu entelektüel arka plan ve düşünürlerin ortaya koyduğu teorik çerçeve üzerine inşa etmiştir. Ona göre, "Toplum diye bir şey yoktur; sadece bireysel erkekler, kadınlar ve aileler vardır." Bu görüşle pek çok siyasi düşüncenin konusu olan toplum kavramını.⁴ Thatcher'e göre herkes bireyseldir ve sorunlarının çözümünü her daim devletten beklememelidir. Kendi sorumluluğunu alıp sonraki aşamada da etrafına yardım etmelidir.
Thatcher; devletin verimsiz olduğunu, serbest piyasanın daha iyi yönetildiğini, devlet tekelindeki yapıların ağır ve rekabetten uzak olduğunu düşünüyordu. Özelleştirmenin bir girişimin parçası olduğunu devlete ait kurumların özelleştirilip rekabetin artmasının durumunun vatandaşların hisse sahibi olması yönünde fayda sağladığı düşüncesindeydi. Bireysel özgürlük ve refahın önemli olduğuna, devletin, bireyleri devlete bağımlı hale getirdiğine inanıyor; bireylerin devletin sırtına yük olmaktansa daha çok çalışmasını yaratıcı olmaları gerektiğini savunmuştur. Son olarak ise enflasyon ve disiplinin önemini, devletin piyasaya müdahalesinin enflasyona yol açıp piyasayı bozduğunu vurgulamıştur.⁵ Serbest piyasanın hâkim kılınması yönündeki bu sarsılmaz inanç, Thatcher'ı kriz anlarında uzlaşma arayan bir lider olmaktan çıkarıp, doğruları uğruna cepheden savaşan bir 'inanç siyasetçisine' dönüştürmüştür.
Önceki başbakanlar bir kriz çıktığında sendikalarla masaya oturup tavizler verirken, Thatcher bu 'konsensüs' siyasetini kesinlikle reddetmiştir.⁶ Çünkü ona göre sendikal güç ve devlet tekelleri, ulusal refahın ve serbest piyasanın önündeki en büyük yapısal engellerdi. Bu uzlaşmaz ideolojik duruşun ilk ve en büyük sınavı 1984-1985 Madenciler Grevi oldu.⁷ Thatcher, verimsiz madenleri kapatma kararına karşı ülke çapında büyük bir direniş başlatan Ulusal Madenciler Sendikası'na (NUM) karşı tek bir taviz bile vermedi. Grev süresince yaşanan şiddetli çatışmalara ve toplumsal baskıya rağmen, ünlü ‘The Lady's not for turning’ (Bu kadın geri adım atmaz) ilkesine sadık kaldı.⁸ Amacı sadece bir grevi bitirmek değil, geçmişte hükümetler deviren sendikal gücü tamamen kırmaktı ve nitekim bir yılın sonunda sendikaları mutlak bir yenilgiye uğrattı.
Sendikaları saf dışı bırakan Thatcher, inanç siyasetinin ikinci büyük hamlesi olan ‘özelleştirme’ politikalarını devreye soktu. British Telecom, British Gas ve British Steel gibi dev kamu işletmelerini özelleştirmesindeki temel motivasyon sadece bütçe açığını kapatmak değildi. Thatcher, devletin ekonomideki rolünü kalıcı olarak küçültmek ve sıradan vatandaşları hisse ya da konut sahibi yaparak mülkiyetçi bir toplum yaratmak istiyordu. Kamu mallarını halka satarak işçileri sendika bağımlılığından kurtarmayı ve kapitalist sisteme dahil etmeyi hedefledi. Ayrıca Thatcher, 1971'deki Eğitim Bakanlığı döneminde 7-11 yaş arası çocuklara bedava okul sütü dağıtımını kaldıran yasayı desteklemişti. Thatcher ücretsiz sütün çok pahalı olduğunu iddia etti ve programı yedi yaşın altındaki çocuklarla sınırlayan bir yasayı geçirmeye öncülük etti. İngiliz basını, yedi yaş üstü öğrenciler için ücretsiz süt programını ortadan kaldıran yasayı desteklediği için geleceğin Başbakanı'nı "Thatcher, Thatcher, milk snatcher" olarak adlandırdı.⁹
Gelinen noktada ne madenciler grevindeki toplumsal kaos ne uyguladığı sıkı devlet politikaları ne de özelleştirmelere gelen sert eleştiriler Thatcher'ı yolundan döndüremedi. Kriz anlarında esnemeyen bu tavizsiz duruş, Sovyet basınının kendisine taktığı 'Demir Leydi' lakabını kalıcı bir üne kavuşturdu. İnandığı politikalardan halk desteğini kaybetme pahasına vazgeçmeyen Thatcher, bu katı inanç siyaseti sayesinde Muhafazakâr Parti'yi art arda üç seçim zaferine taşıyarak 20. yüzyılın en uzun süre görevde kalan İngiliz başbakanı oldu.
Thatcher'ın içeride sergilediği bu tavizsiz tutum, dış siyasette de kendini birebir gösterdi. Dış politikada ulusal egemenlik kavramına son derece bağlıydı ve uluslararası arenada sert güç kullanımından asla çekinmedi. 1982 yılındaki Falkland Savaşı bunun en somut örneği olarak tarihe geçmiştir. Arjantin'in adaları işgal etmesi üzerine diplomatik olarak bir orta yol aramak yerine direkt askeri müdahale kararı ile donanmayı bölgeye gönderdi.¹⁰ Kazanılan bu savaş, sadece adaları geri almakla kalmadı; İngiltere'nin zedelenen küresel imajını ve eski özgüvenini geri kazandırdı. Aynı zamanda halktaki vatanseverlik duygularını besleyerek yaklaşan seçimlerde partisine önemli ölçüde destek kazandırdı.
Soğuk Savaş'ın son yıllarında ABD Başkanı Ronald Reagan ile kurduğu katı ideolojik ittifak, Sovyetler Birliği'ne karşı Batı blokunun en önemli direniş hattını oluşturdu. Reaganizm ve Thatcherizm bu nedenden dolayı oldukça benzerlik gösterir fakat ayrı olduğu düşünceler de mevcuttur. Ancak Thatcher, katı ideolojik duvarlarına rağmen gerektiğinde pragmatik davranabiliyordu. Yeni Sovyet lideri Mihail Gorbaçov ile görüştükten sonra "Onunla iş yapabiliriz" demesi, İngiltere'nin ulusal çıkarları söz konusu olduğunda esneyebildiğini kanıtlamaktadır.¹¹
Sonuç olarak Margaret Thatcher, sadece kendi dönemini yönetmekle kalmamış, İngiltere'nin hem ekonomik altyapısını hem de siyasi kültürünü baştan aşağı değiştirmiştir. Uyguladığı ekonomik politikalar geleneksel sanayi sektöründe daralmaya yok açmıştır. Özellikle Kuzey İngiltere'deki işçi sınıfı üzerinde öfke ve kırgınlığa yol açmış ve toplumu sosyo-ekonomik açıdan ciddi şekilde kutuplaştırmıştır. Bununla birlikte, kendi doktrinel hedefleri açısından değerlendirildiğinde; ülkeyi hantal bir refah devleti yapısından uzaklaştırmayı, sendikal hareketlerin siyasi/iktisadi nüfuzunu sınırlandırmayı ve İngiltere'yi küresel sistemde yeniden rekabetçi bir konuma getirmeyi başarmıştır.¹² Bıraktığı en kalıcı siyasi miras ise İngiliz siyasetinin merkezini geri döndürülemez biçimde sağa çekmesi olmuştur. Öyle ki, kendisinden yıllar sonra iktidara gelen İşçi Partisi ve Tony Blair bile onun çizdiği neoliberal ekonomik sınırları kabul ederek, özelleştirmeleri geri almayarak siyaset yapmak zorunda kalmıştır.¹³ Thatcher, siyasete adım attığında değiştirmek istediği sistemi tamamen yıkmış ve devletin kurallarını kendi inançları doğrultusunda yeniden yazmış bir lider olarak çağdaş siyaset tarihine damgasını vurmuştur.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1]Kaynak:
[1] Shirley R. Letwin, The Anatomy of Thatcherism (London: Transaction Publishers, 1993).
² Andrew Gamble, The Free Economy and the Strong State: The Politics of Thatcherism (London: Macmillan, 1994).
³ Archie Brown, The Myth of the Strong Leader: Political Leadership in the Modern Age (New York: Basic Books, 2015).
⁴ Andrew Heywood, Siyaset, Çev. Bekir Berat Özipek (Ankara: Adres Yayınları, 2013).
⁵ Eric J. Evans, Thatcher and Thatcherism, 3. Baskı (London: Routledge, 2013).
⁶ Dennis Kavanagh, Thatcherism and British Politics: The End of Consensus? (Oxford: Oxford University Press, 1997).
⁷ Enternasyonal Komünist Akım, "84-85 İngiltere Madenciler Grevi," Internationalism, 2009, https://tr.internationalism.org/duenya-devrimi-2000s/duenya-devrimi-2009/duenya-devrimi-5/84-85-ingiltere-mademciler-grevi.
⁸ History.com Editors, "Margaret Thatcher and the Miners' Strike," History, https://www.history.com/articles/margaret-thatcher-miners-strike-iron-lady.
⁹ Joe Schwarcz, "Thatcher, Thatcher, Milk Snatcher," McGill University Office for Science and Society, 2023, https://www.mcgill.ca/oss/article/food-history/thatcher-thatcher-milk-snatcher.
¹⁰ Gamble, The Free Economy and the Strong State.
¹¹ Brown, The Myth of the Strong Leader.
¹² Heywood, Siyaset.
¹³ Kavanagh, Thatcherism and British Politics.



