
Bir Liderin Portresi: Mikhail Gorbachev
- FDFatma Doğan
Sovyetler Birliği’nin Son Lideri
Mikhail Sergeyevich Gorbachev, 20. yüzyılın son dönemine damga vuran ve dünya siyasetinin yönünü değiştiren liderlerden biridir. Sovyetler Birliği’nin son lideri olarak göreve geldiğinde amacı ekonomik ve siyasi açıdan giderek afallayan sistemi yeniden inşa etmekti. Ancak gerçekleştirdiği reformlar yalnızca sistemi değil; milyonlarca insanın devlete, özgürlüğe ve geleceğe bakış açısını da değiştirdi. Gorbachev’in siyasi hayatını önemli kılan da bu çelişkidir: Bir sistemi korumak için başlattığı değişim, sonunda o sistemin çözülmesini de hızlandırdı.[1]
Köyden Kremlin’e Uzanan Bir Hayat
Gorbachev, 2 Mart 1931’de Stavropol bölgesindeki Privolnoye köyünde, köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu, Sovyetler Birliği’nin en zor dönemlerinden birinde geçti. 2. Dünya Savaşı sırasında henüz çocuk yaşta iken çalışmaya başladı, savaş sonrasında ise tarımsal üretimde görev aldı.[2] Bu deneyimler onun Sovyet toplumunun yaşamını yakından tanımasını sağladı.
Gorbachev’in ilerleyen yıllardaki reform anlayışının temelleri, büyük ölçüde bu erken dönem deneyimlerinde ortaya çıktı. Kremlin’de yetişmiş, toplumdan uzak bir bürokrat değildi. Kırsal bölgelerdeki ekonomik sıkıntıları, üretimdeki sorunları ve devletin vatandaşların günlük yaşamına ne kadar doğrudan müdahale ettiğini genç yaşta deneyimledi. İlerleyen yıllarda ekonomik sistemin değişmesi gerektiği düşüncesinin arkasında bu deneyimlerin de olduğu söylenebilir.
Moskova Devlet Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alması ise hayatındaki ikinci büyük dönüm noktası oldu. Moskova’da yalnızca akademik bir çevreyle değil, Sovyetler Birliği’nin farklı bölgelerinden gelen gençlerle ve daha geniş bir entelektüel ortamla karşılaştı. Komünist Parti içerisinde yükselirken bir yandan sistemin sağladığı kariyer imkanlarından yararlandı, diğer yandan sistemin aksayan yönlerini giderek daha iyi gözlemleyebildi.[3]
Sistemin İçinde Farklılaşmak
Gorbachev’in siyasi yükselişi Sovyet sistemine karşı bir muhalefet olarak başlamadı. Tam tersine, Komünist Parti içerisinde hızla yükseldi ve 1985 yılında, henüz 54 yaşındayken Sovyetler Birliği’nin lideri oldu.[4] Ancak iktidara geldiğinde Sovyetler, askeri açıdan güçlü olmasına rağmen ekonomik olarak ciddi sorunlar yaşayan bir devletti.
Ekonomik sorunlar, üretimdeki verimsizlik, bürokratik yapı ve ABD ile devam eden silahlanma yarışı Sovyet ekonomisini çökertiyordu. Gorbachev’in gördüğü temel problem, devletin sahip olduğu büyük gücün toplumun yaşam koşullarına paralel olmamasıydı. Bu nedenle değişim onun için öncelikle bir ideolojik kopuş değil, sistemi ayakta tutma çabasıydı.
İnsanlara Açılan Kapı: Glasnost ve Perestroyka
Gorbachev’in bu düşüncesinin en önemli yansımaları perestroyka ve glasnost politikaları oldu. Perestroyka, Sovyet ekonomisini ve devlet yapısını yeniden düzenlemeyi amaçlıyordu. Gorbachev, ekonominin yalnızca merkezi emirlerle yönetilmesinin üretimi artırmak için yeterli olmadığını düşünüyordu. Bu nedenle kooperatifler, küçük ölçekli özel girişimler ve yabancı ortaklıklar gibi daha önce sınırlı olan ekonomik faaliyetlere alan açıldı. Amaç, vatandaşların ekonomik hayata daha fazla katılmasını ve üretimin canlandırılmasını sağlamaktı.[5]
Glasnost ise daha doğrudan insanların hayatına dokundu. “Açıklık” anlamına gelen bu politika, devletin kontrolünü gevşetti. İnsanlar geçmişte yaşanan baskıları, devlet yönetimindeki sorunları ve Stalin döneminin suçlarını daha açık biçimde tartışmaya başladı. Basın üzerindeki sınırlamalar gevşedi ve toplumda daha önce mümkün olmayan bir sosyal tartışma ortamı oluştu.[6]
Bunun insanlar açısından anlamı yalnızca daha özgür gazeteler değildi. Sovyet vatandaşları ilk kez devletin her söylediğini kabul etmek zorunda olmadıklarını hissetmeye başladı. İnsanların geçmişi sorgulaması, bugünü eleştirmesi ve geleceğin nasıl olması gerektiği konusunda fikir belirtmesi mümkün hale geldi. Ancak Gorbachev’in hesaba katmakta zorlandığı nokta tam da buydu. İnsanlara konuşma hakkı verdiğinizde, onların ne söyleyeceğini de tamamen kontrol edemezsiniz.
Özgürlüğün Kontrol Edilemeyen Sonuçları
Glasnost’un yarattığı açıklık, Sovyetler Birliği'nin yalnızca geçmişini değil, geleceğini de tartışmaya açtı. Ekonomik reformların yeterli olmadığını düşünenler daha fazla siyasi özgürlük talep etti. Bazı Sovyet cumhuriyetlerinde ise mesele reformun ötesine geçerek bağımsızlık talebine dönüştü.
Baltık cumhuriyetleri başta olmak üzere farklı bölgelerde milliyetçi hareketler baş gösterdi. Böylece Gorbachev’in Sovyetler Birliği'ni daha modern ve daha özgür bir devlet olarak yeniden yapılandırma amacı, devletin sorgulanmasına yol açtı.
Ekonomik açıdan da reformların sonuçları Gorbachev’in istediği kadar hızlı gerçekleşmedi. Yeni ekonomik düzen henüz tam olarak kurulmamışken, kıtlık, belirsizlik ve ekonomik sıkıntılar ortaya çıktı. Sovyet vatandaşlarının bir bölümü için özgürlükler önemli bir kazanımken, diğerleri için reformların bedeli ağırdı.[7]
Bu nedenle Gorbachev’in mirası insanların hayatlarında iki farklı biçimde şekillendi. Bir kesim daha fazla ifade özgürlüğü ve siyasi katılım elde ederken, diğer kesim alıştığı ekonomik ve siyasi düzenin ortadan kalkmasını yaşadı.
Yeni Bir Dış Politika Anlayışı
Gorbachev’in insan merkezli yaklaşımı dış politikada da kendisini gösterdi. ABD ile ilişkilerde gerilimi azaltmaya çalıştı ve Ronald Reagan ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik önemli anlaşmalar yapıldı.[8] Daha da önemlisi, Doğu Avrupa’daki sosyalist yönetimlerin Sovyet askeri gücüyle korunmasından vazgeçti. 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin çözülmesi sırasında Sovyet ordusunun güçlü bir müdahalede bulunmaması, Avrupa’nın siyasi haritasını değiştirdi.
Bu karar milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkiledi. Soğuk Savaş'ın ikiye böldüğü Avrupa'da seyahat, siyasi örgütlenme ve demokratik seçimler açısından yeni bir dönem başladı. Gorbachev’in 1990 Nobel Barış Ödülü’nü almasının temelinde de Doğu-Batı ilişkilerindeki bu dönüşüme yaptığı katkı bulunuyordu.[9] Gorbachev, Doğu Avrupa’daki demokratik hareketlere karşı önceki Sovyet liderlerinin uyguladığı askeri müdahale yöntemine başvurmadı ve böylece Soğuk Savaş’ın kan dökülmeden sona ermesinde belirleyici rol oynadı.[10]
Bir Liderin Kendi Mirasıyla Mücadelesi
Ancak Gorbachev’in hayatındaki en büyük çelişki, dış politikadaki başarısının iç politikadaki çözülmeyle aynı döneme denk gelmesiydi. 1991’deki başarısız darbe girişiminin ardından Boris Yeltsin güç kazandı. Sovyet cumhuriyetleri bağımsızlıklarını ilan etmeye başladı ve Gorbachev’in merkezi yönetimi giderek etkisizleşti. 25 Aralık 1991’de istifa etti. Ertesi gün Sovyetler Birliği resmen sona erdi.[11]
Gorbachev hiçbir zaman Sovyetler Birliği’nin parçalanmasını temel hedef olarak almadı. Onun amacı daha özgür, ekonomik olarak daha verimli ve uluslararası sistemde daha barışçıl bir Sovyetler Birliği yaratmaktı. Fakat reformların ortaya çıkardığı toplumsal ve siyasi değişimler, onun kontrol edebileceğinden çok daha hızlı ses getirdi.
Bu durum onun Rusya’daki tartışmalı konumunu da açıklamaktadır. Bazı Ruslar onu totaliter sistemin baskısını azaltan ve insanlara özgürlük sağlayan lider olarak görürken, bazıları Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ve ardından gelen ekonomik çöküşün sorumlusu olarak değerlendirdi.[12]
Siyasi Mirası
Gorbachev’in hayatına bakıldığında, siyasi kararlarının kişisel geçmişinden bağımsız olmadığı görülmektedir. Kırsal bir aileden gelmesi, savaş yıllarının zorluklarını yaşaması ve Sovyet toplumunun ekonomik gerçeklerini genç yaşta tanıması, onun toplumun ihtiyaçlarına daha duyarlı bir liderlik anlayışı geliştirmesinde etkili oldu. Sistemin içerisinde yükselmesi ise değişimi yıkıcı bir müdahale olarak değil, içeriden gerçekleştirilecek bir yenilenme olarak görmesine neden oldu.
Fakat onun en önemli özelliği, değişimin yalnızca devlet kurumlarında gerçekleşmeyeceğini fark etmiş olmasıydı. Glasnost ile insanların konuşma biçimini, perestroyka ile ekonomik hayata katılım biçimini ve dış politikadaki yeni yaklaşımıyla dünyanın Sovyetler Birliği’ne bakışını değiştirdi.
Bu değişimin bedeli ise ağır oldu. Bir yanda daha fazla özgürlük, daha az uluslararası gerilim ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi; diğer yanda ekonomik sıkıntılar, siyasi istikrarsızlık ve Sovyetler Birliği’nin dağılması yer aldı.
Bu nedenle Gorbachev’in mirasını tek bir kelimeyle tanımlamak mümkün değildir. O ne yalnızca Sovyetler Birliği’ni dağıtan bir lider ne de yalnızca Soğuk Savaş’ı sona erdiren bir barış figürüdür. Gorbachev’in asıl mirası, değişimin insanlar üzerindeki etkisinin devletlerin sınırlarını aşabileceğini göstermesidir.
Hayatı boyunca içerisinde bulunduğu sistemi düzeltmeye çalışan Gorbachev, sonunda o sistemin ötesinde yeni bir dünya düzeninin ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Onun siyasi ikilemi ise belki de tam olarak burada yatmaktadır: İnsanların daha iyi bir gelecek yaşayabilmesi için sistemi değiştirmek istedi; fakat insanların daha özgür bir gelecek istemeye başlaması, korumaya çalıştığı devletin sonunu getirdi.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Uluslararası Siyaset, Adalet ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
[1] Archie Brown, The Gorbachev Factor (Oxford: Oxford University Press, 1996).
[2] Euronews, “Mikhail Gorbachev's Humble Hometown Reminisces over the Late Soviet Leader,” September 4, 2022.
[3] Nobel Prize Outreach, “Mikhail Gorbachev – Biographical,” NobelPrize.org.
[4] Norwegian Nobel Committee, “The Nobel Peace Prize 1990 – Presentation Speech,” October 15, 1990.
[5] Nobel Prize Outreach, “Mikhail Gorbachev – Facts,” NobelPrize.org.
[6] Nobel Prize Outreach, “Mikhail Gorbachev – Facts,” NobelPrize.org.
[7] Reuters, “Mikhail Gorbachev, Who Ended the Cold War, Dies Aged 92,” August 31, 2022.
[8] Euronews, “From Perestroika to Putin, the Life of Mikhail Gorbachev in Pictures,” September 2, 2022.
[9] Norwegian Nobel Committee, “The Nobel Peace Prize 1990 – Press Release,” October 15, 1990.
[10] Reuters, “Mikhail Gorbachev, Who Ended the Cold War, Dies Aged 92.”
[11] Euronews, “Mikhail Gorbachev: Soviet Leader Who Helped End the Cold War Dies at 91,” August 30, 2022.
[12] Reuters, “In Russia, Some Attack Gorbachev's Legacy but Media Reaction Is Low-Key,” September 1, 2022.



