
İttihadı İslam yolunda ilk ciddi adım: Mekke Savunma İttifakı
Moskova’ya gidenler bilirler, Kızıl meydanda günümüzde müze olarak kullanılan bir tarihi başyapıt var. Rus Çarı Korkunç İvan’ın talimatı ile 1555-1561 yılları arasında inşa edilen Aziz Vasil Katedrali. Bu başyapıt, Rus Çarlığının Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı kazandığı zaferin anısına inşa edilmiş. Rivayete göre Korkunç İvan, katedrali yapan mimarın gözlerini oydurmuş, bir benzerini inşa etmesin diye. Kızıl Meydana mücavir bölgelerde hangi cihetten bakarsanız bakın simetrik bir yapı görürsünüz. Aziz Vasil Katedralinin muhteşemliği konusunda herkes görüş birliği içerisinde.
Gelelim Mekke Savunma İttifakına.. Burada da aslında bir başyapıt vücut buluyor. Fakat insanlar farklı cihetten baktıklarında simetrik bir fotoğrafı görmüyorlar. Kimileri ittifakı ABD projesi olmakla itham ediyor, kimileri İran’a karşı Sünni ittifakı kurulduğundan bahsediyor. Ölü doğduğunu söyleyenler de var, Türkiye’nin NATO üyeliğinden mütevellit duplikasyonla karşı karşıya kaldığını öne sürenler de. Kim ne derse desin bana göre Mekke Savunma İttifakı, son yüz yıl içinde İslam dünyasının bütünleşmesi (İttihadı İslam) yolunda atılan en ciddi adım.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan liderleri tarafından 7 Ekim 2026 tarihinde imzalanan anlaşma ile kurulan Mekke Savunma İttifakı, ortak savunma, Orta Doğu’da barış ve istikrara katkı sağlama, savunma sanayii alanında iş birliği ve caydırıcılık öngörüyor. Yapılan resmi açıklamalarda ittifakın bölgesel güvenlik ve istikrarı tesis etme amacı taşıdığı, İsrail veya bir başka ülkeyi hedef almadığı dile getirildi. Bu arada ABD Başkanı Trump da bir mesaj yayınlayarak oluşuma destek verdiğini söyledi. Yakın bir zaman içinde ittifaka Mısır, Katar, Irak ve Suriye’nin de katılımı öngörülüyor. Öyle anlaşılıyor ki gelecek yıllarda ittifakın üye sayısı artacak. Şu anda bu işbirliğine mesafeli olan İran’ın bile günün birinde bu ittifaka katılması mümkün olabilecek. Gün ola harman ola.
Ama öte yandan da bir çok alanda belirsizlik var. Savunma ve işbirliği ittifakının kapsamı net ifade edilmemiş. Teşkilatın görev tanımı ve stratejilerini ortaya koyan bir kurucu antlaşma henüz yok. Keza teşkilatın örgüt yapısı, sekreteryası, karar alma organları konusunda muğlaklık var. Tüm bunların önümüzdeki aylarda yıllarda netleşmesi bekleniyor.
Mekke Savunma İttifakı büyük bir boşluğu doldurmaya aday bir oluşum. Hilafetin İngiliz baskısıyla ilga edilmesinden sonra Müslüman dünya dağınıklıktan bir bir türlü kurtulamadı. İşbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla bugüne kadar sayısız girişim oldu. Bunların arasında öne çıkanlar 1969 yılında Fas’ın Rabat kentinde kurulan İslam Konferansı Örgütü, ardından 1985 yılında ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü) ve 1998 yılında da D-8’i sayabiliriz.
Başka girişimler de oldu kuşkusuz. Ama bu noktada dikkat çekmek istediğim husus şudur. Kuruluş aşamasında ne kadar eksiklik, yetersizlik olursa olsun Mekke Savunma İttifakı, günümüzde İslam dünyasının birliği yolunda atılmış en ciddi adım hüviyeti taşımakta ve büyük bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu oluşumu ideoloji ve dünya görüşüne bağlı olarak farklı yorumlayanlar olacaktır. Kimileri reel politik bir temeli olmadığını iddia edecektir, daha başkaları beklentileri karşılayamayan yeni bir İslam Konferansı Örgütü/ İslam İşbirliği Teşkilatı olarak değerlendirecektir. Kim ne derse desin bu oluşum bünyesinde büyük bir potansiyel barındırmaktadır. Hatta şunu da ileri sürmek mümkün: Teşkilatın kuruluş tarihi olan 7 Ağustos 2026, gelecekte Orta Doğu ve İslam dünyasının makus talihinin değiştiği bir milat, dönüm noktası, kilometre taşı olarak anılacaktır.
Halen oluşum halinde olan Mekke Savunma İttifakının bir çok konuda eksiklikleri var. Esasen bu durumu doğal karşılamak gerekiyor. NATO’nun kuruluş döneminde de benzer bir süreç yaşanmıştı. NATO, 4 Nisan 1949’da Washington Antlaşması ile bir anda kurulmadı. Evveliyatına baktığımızda kademe kademe bir ilerleme olduğu görülmektedir. Marshall yardımları, Truman doktrini ve ardından 1947 yılında İngiltere ve Fransa’nın birbirlerine savunma alanında garanti verdikleri Dünkirk Antlaşması. Söz konusu anlaşmaya göre, taraflardan birine Almanya (veya bir başka devlet) saldırdığında diğer taraf tüm gücü ve potansiyeli ile saldırıya uğrayanın yanında yer alacaktı. Bu taahhüt, günümüzde Washington Antlaşmasının beşinci maddesinde yer almaktadır. Dünkirk Antlaşmasından bir yıl sonra 17 Mart 1948‘de Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un da katılımı ile Brüksel Antlaşması Teşkilatı kurulmuş ve ancak üçüncü adımda 1949’da Washington Antlaşması imzalanmış ve NATO vücut bulmuştur.
Günümüzde Mekke Savunma İttifakı bakımından da benzeri bir süreç söz konusudur. İlk adım Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 2025 yılında ikili ittifak anlaşması ile atılmış, ardından 7 Ağustos 2026’da söz konusu oluşuma Türkiye katılmıştır. Dolayısıyla yakın gelecekte üçüncü adım olarak iki yönlü gelişme bekleyebiliriz. Bir yandan yeni katılımlarla ittifak genişleyecek, öte yandan kurucu antlaşmayla birlikte örgütün organları, karar alma yöntemi ve genel stratejileri netleşecektir. Bir kez daha tekrarlayalım: Tüm eksikliklerine rağmen Mekke Savunma İttifakı, son 100 yılı içinde İslam birliği yolunda atılmış en dikkate değer adımdır.
İlgili Yayınlar

2026 İsrail Genel Seçimleri: Netanyahu’nun İktidar Geleceği ve Muhalefetin Yükselişi

Mali'de Kayıt Dışı Altın Madenciliği ve Terörün Finansmanı


