
NATO’da Dağınıklık Devam Ediyor, Yeniden Yapılanma Başka Bahara !
7- 8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yapılan NATO’nun 36’ncı devlet ve hükümet başkanları zirvesinin ardından yayınlanan sonuç bildirisini nasıl yorumlamak gerekir?
Objektif kriterler esas alındığında yayınlanan bildiriyi “dağ fare doğurdu” şeklinde değerlendirmek mümkün. Günlerce, aylarca NATO 3.0 tartışıldıktan sonra toplanan zirvenin sonuç bildirgesi beklentilerin çok gerisinde kaldı. Hangi cihetten bakılırsa bakılsın bildiri teşkilatın geleceği konusunda üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıkları olduğu gerçeğini gizleyemiyor.
Rusya’nın başkenti Moskova’da Saint Basil Katedrali simetrik bir yapı ve ünlü Kızıl Meydan’da bulunuyor. Tam bir mimari şahaser, bir başyapıt. Katedrali özgün kılan simetrik olması. Hangi cihetten bakarsanız bakın aynı simetriyi, ahengi, uyumu görüyorsunuz. Rivayet edilir ki Korkunç İvan, bir benzerini daha inşa etmesin diye katedrali yapan mimarın gözlerini oydurmuş. Katedrali şunun için anlattım, hangi cihetten bakarsanız bakın mükemmel, simetrik bir görünüm taşıyor. Ama NATO sonuç bildirgesi için aynı ifadeyi kullanmak mümkün değil. Yani ortada herkesin üzerinde mutabakat sağladığı bir başyapıt yok. İlave olarak kişilerin dünya görüşleri ve ideolojileri NATO’ya bakışlarını etkiliyor. Keza üye devletler arasında derin görüş ayrılıkları söz konusu.
Ankara bildirisi bu bakış açısıyla incelendiğinde öncelikle belirtmek gerekir ki, üye ülkeler arasında NATO’nun mevcut politikaları ve geleceği konusunda derin görüş ayrılıkları var. Rusya belki de tek istisna. Rusya’nın NATO’nun hasmı olduğu konusunda tüm üyeler hemfikir. Esasen teşkilatın kuruluş amacı da zaten Avrupa’yı muhtemel Rus işgalinden kurtarmak idi. NATO, 1949’dan günümüze savaşmadan rakip askeri örgütlenme olan Varşova Paktı’nın kendi kendini lağvetmesini ve ardından 1991’de SSCB’nin dağılmasını sağlamıştır. SSCB ardılı Rusya’nın Avrupa için hâlâ büyük tehdit olduğu, 24 Şubat 2022 de Ukrayna saldırı ile bir kez daha tescil edilmiştir.
Bildirinin başlangıcında Washington Anlaşmasının 5’nci maddesinde yer alan kollektif savunmaya dikkat çekilmekte. “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindir” anlamına gelen topyekun mukabele stratejisinin sonuç bildirgesinde bir kez daha vurgulanması, hiç kuşku yok ki, teşkilat bünyesinde görüş ayrılıklarını perdeleme amacı taşıyor. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik geniş spektrumlu yaklaşıma bağlılığın sürmesi beyanını da aynı kategoride değerlendirmek gerekiyor.
Ankara bildirisinde başarı olarak öne çıkarılan husus ise son bir yılda ABD dışında kalan ittifak üyelerinin savunma harcamalarının 139 milyar dolar artmış olması. Geçen sene Lahey’de toplanan zirvede ABD baskısıyla ittifak üyeleri 2035 yılına kadar savunma harcamalarının GSMH içindeki payını %5’e çıkarmayı kabul etmişlerdi. Bildiride ayrıca savunma harcamalarındaki artışın Rusya’nın Avrupa Atlantik güvenliğine yönelik tehdidi ve terörizmle mücadele nedeniyle gerçekleştiği, konvansiyonel tehditlere ilave olarak yapay zeka formüllerine de ağırlık verileceği belirtiliyor.
Bildiride en fazla dikkat çeken husus hiç kuşku yok ki, Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne yapılan vurgu. Buna göre, NATO ülkeleri 2026 yılı içerisinde Ukrayna’ya 70 milyar Euro silah, teçhizat ve cephane yardımı yapacaklar ve aynı miktar yardım 2027 yılı içinde de devam edecek. Bildiride dikkat çeken bir başka husus da Çin Halk Cumhuriyeti’ni hedef alan ifadelerden kaçınılmış olması. Oysa NATO, 2002 yılı Madrid toplantısında stratejik konsept ve 2030 vizyonu açıklamış, Pekin yönetimi NATO’nun hasmı olarak tanımlanmış ve çevreleme politikası gündeme gelmişti.
Öte yandan Ankara zirvesi sonuç bildirgesinde İsrail saldırganlığına hiç bir şekilde gönderme yapılmaması, Gazze ve Lübnan’dan bahsedilmemesi dikkat çekmekte. Bununla birlikte bildiride NATO ülkelerinin İran konusunda kararlılıklarına gönderme yapılıyor, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca Tahran yönetiminin Hürmüz boğazında seyrüsefer serbestiyetine saygı göstermesi talep edilmekte.
Netice olarak Ankara zirvesi sonuç bildirgesi şunu göstermiştir. Teşkilatın yeniden yapılanması ve tehdit algısı konusunda üyeler arasında görüş ayrılıkları ortadan kaldırılamamıştır. ABD, Avrupa kıtasına ilişkin konvansiyonel yükümlülüklerinden vazgeçme, buna karşılık lojistik ve nükleer korumayı sürdürme eğilimindedir. Ancak bunun ne şekilde uygulamaya aktarılacağı muallakta kalmıştır. Bir yandan bildiride üye devletler arasında savunma sanayii alanında iş birliği yapılacağı vurgulanırken öte yandan güvensizlik devam etmektedir. Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland üzerindeki taleplerini Ankara zirvesinde de dile getirmesi, NATO’daki dağınıklığın kısa vadede ortadan kalkmayacağını göstermektedir.




